24.11.12

KÖŞKÜN MUTFAĞI



Turgut Özal elbet bir gün ölecekti. Doğal ölüm olsaydı ölümü,
kahrından ölürdü mutlaka. Türkiye'ye üretmeden tüketmeyi öğrettiği
için. Ya da, rüşveti, ahlaksızlığı kurumsallaştırdığı için. Devleti
talan ettirdiği için...ya da.


Ama Özal, başka türlü öldü. Ölümünden sorumlu olanlar, süne
zararlılılarıdır. Zaten, iddialarda, böcek ya da fare zehiri
nedeniyle öldüğü söyleniyor.


Özal, ölmeden önce, mutlaka canı yiyecek istemiş olmalı.
Cumhurbaşkanlığı köşkünde yiyecek bırakmadığı için de, yiyecek bazı
yiyecekler aramış olmalıdır. Köşkün mutfağına gitmiş ve orada kalan ne
varsa yemiş olduğunu düşünebiliriz. Ama, köşkün mutfağında haşarelere
karşı ilaçlama yapılmış olması da gerekir.


Özal tam ölmeden önce, bence ilaçlanmış mutfağa gidip, eline ne
geldiyse yemiştir. Yiyince de, süne zararlılarına, farelere, böceklere
karşı sıkılan, konulan ilaçları da haliyle yemiştir.


Aslında soru, köşkün mutfağında neden bu kadar böcek, fare ve süne
zararlısının olduğu sorusudur.


Esas araştırılması gereken, köşkün mutfağını kimlerin ilaçladığıdır.
Özal ailesi, bu ilaçların nereden alındığı ve kimler tarafından köşkün
mutfağında kullanıldığını da gündeme getirmelidir. Fakat bu aile, 
köşkün mutfağıyla ilgili henüz herhangi bir iddiada bulunmamıştır.


Elbette, Özal, mutfak daha ilaçlanmadan, yediği yiyeceklerden de
zehirlenmiş olabilir. Benim kuşkum, süne zararlılıların karşı
kullanılan ilaç ve zehirlerin üzerinde olduğu bazı meyve ve sebzeleri de
yemiş olabileceğidir. Allah korusun, Özal, belki de, bizzat süne
zararlılarını bile yemiş olabilir.


Bu kuşkumun yanında, rahmetli Özal'ın yediği et, kuyruk yağı, tereyağı
ve künefeler de var. Kendisinin beden kütle endeksi normal sınırlar
içinde olduğu halde, yediği et, kuyruk yağı, tereyağı ve künefelerin
damarlarını tıkaması, kalbini şıkıştırması oldukça kuşkulu bir duruma
işaret ediyor.


Rahmetli Özal'ın beden kütle endeksine baktığımızda, kalp ve 
damar sorunları nedeniyle ölmesi imkansızdır.


Kendisi süne zararlısı, fare ve böceklere karşı sıkılan ya da konulan
zehirlerle ya doğrudan temas etmiş, ya da, bu zehirleri yiyen
hayvanların kuyruk yağlarnı, sütünden yapılan tereyağlarını, ya da
bizzat kendilerini yemiş olabilir.


Esas soru, eğer mutfağa ve yiyeceklere odaklanacaksak, bu zehirleri,
ya da bu zehirlerle temas etmiş hayvanların etlerini, hayvanların
yiyemediği sebzeleri, köşkün mutfağına kimlerin soktuğudur.


***


Rahmetli Özal'ın zehirlenmiş olma ihtimali yüksektir. Ama zehirleri
kim temin edip, köşkün mutfağına soktu?


Acaba, Demirel Özal'ın yerine geçer de, ben de başbakan olurum diyen
Tansu Çiller mi?


Ya da, Ergenekon terör örgütü mü zehirleri mutfağa soktu?


Kuzey Irak'ta gözü olan Özal'ı, Saddam mı acaba zehirledi?


Ya da, Türki Cumhuriyetler'e ABD adına sızan Özal'ı, Rusya mı zehirledi?


Ya da ya da, ya da....


***


Benim iddiam, ne olduysa, köşkün mutfağında olmuş olduğudur. Süne
zararlılarına karşı ilaçlanan bitkileri yiyen hayvanın sütünden tereyağı
yapılmış sonra da bu hayvan kesilmiştir. Bu hayvanın eti ve sütünden
yapılan tereyağı köşkün mutfağına gelmiştir sonra. Hayvanın yiyemediği
bitkiler de, sebze ve meyve biçiminde, mutfakta yerini almıştır.


Mutfakta kırıntılara gelen böcek ve farelere karşı, bir ilaçlama daha
yapılmış olmalı.


Rahmetli Özal'ı zehirleyenler olduysa, bunlar Özal'ın yediği etin,
tereyağın, sebze ve meyvelerin yetiştirilmesi sırasında devreye
girenlerle, bu yiyecekleri oraya buraya saçıp, köşkün mutfağını
farelerle böceklere mekan yaptıranlar olmalıdır.


***

Allah Adli Tıp Kurumu çalışanlarına kolaylık versin...


Özal'a da Allah rahmet eylesin!



----

İlgisi nedeniyle şu yazıya da bakılabilir:
http://ercangundogangazetta.blogspot.com/2012/11/baskanlik-fantazileri-ozaldan-erdogana.html