Uluslararası hukukta, ya da Birleşmiş Milletler bünyesinde, terörün ortak bir tanımı henüz yapılmamıştır. Her devlet ya da devletler birliği, kendi terör tanımını yapıyor, terörist örgütleri belirlemesiyle birlikte.
Siyaset bilim açısından, siyasal amaçla zor kullanmak, terörün tanımıdır. Ama, mesele asıl burada başlar. Zor kullanmak her zaman yasadışıdır. Çünkü zor kullanma, daha doğrusu, şiddet ve silah kullanma hakkı, sadece devletlere verilmiştir.
Şiddet ise, sadece silahlarla yapılmaz. Yasal ama şiddetli bir protesto, ya da grev, şiddet içerebilir.
Şiddetin tanımı, başlıbaşına bir sorundur. Silahsız pek çok şiddet türü olduğuna göre, terör meselesi sadece, silahlı direniş ya da başkaldırmaya indirgenebilir.
Bunun yanında, yasalara aykırı olup yasaların özünü savunmak amacıyla yapılan sivil itaatsizlik, sivil ya da pasif direniş göstermek, yasal ve yasadışı olanın arasında yeralarak, bir ara kategori oluşturur. Burada, meşru ve yasal olan arasındaki ayrım belirir.
Siyaset bilimi açısından meseleye bir de, zor ve rıza arasındaki ayrım eklenir. Bu sadece devletin zorla mı, rızayla mı yönetildiği meselesi değildir. Devlet için böyle bir ayrım sadece pratikte ortaya çıkar. Rıza tercih edilir, ama yoksa, zor devreye girer. Devlet her işinde olduğu gibi zoru da hukuk içinde kullanırsa, hukuk devleti vardır deriz. Ama hukuk da ihtiyaca göre oluşturulduğu için, teorik olarak her tür zor, dolambaçlı yollrla, hukuka bağlanabilir.
Şiddetin herhangi bir türünü kullanan bir terör örgütü içinse, ne zor, ne rıza, ama başka bir mantık devreye girer. Mevcut sorunlardan beslenen, silah ve ideolojik propagandanın birlikteliğinde politika yapmak.
Bu nedenle, terör, her zaman, anti-devlet olarak ortaya çıkar. Silah ve zor kullanma tekeli, hukuk oluşturma yetkisi, ideoloji üretmenin önemli kısmı, devlet yetkisinde olması nedeniyle.
Terörün gerçek bilimsel tanımı, terörün anti-devlet olmasının tespitiyle başlayabilir.
Diğer deyişle, terör, devlete karşı devlet oluşumuna, mevcut devletin değişimi için zor kullanmaya işaret eder.
Diğer asayiş olayları, direniş ya da protestolar, olağan ve beklenen sistem karşıtı eylemler olarak kalır.
Diğer asayiş olayları, direniş ya da protestolar, olağan ve beklenen sistem karşıtı eylemler olarak kalır.
Öyleyse terör, siyasal şiddetin sadece siyasal amaçla yapılması değil, devlete karşı, yeni bir devlet için, yapılmasıdır.
Kısaca, terör, bir anti-devlet şiddetidir.
Şimdi IRA'yı, FKÖ'yü, Mandela'nın Afrika Kurtuluş Ordusu'nu, ve diğerlerini tekrar düşünelim.
Mesele, mevcut devlete karşı, potansiyel olarak görülen bir devletin karşı şiddeti, terörüdür.
Asayiş ve güvenlik sorunlarının ötesinde bir sorun.
PKK için söylersek, mevcut devlet yapısına, niteliğine, tarihine karşı girişilen bir siyasal şiddet, tanımı gereği yasadışı olan, bir terördür.
Sorun her zaman, devlet iktidarının sürdürülmesi ya da değiştirlmesine yönelik yasadışı şiddet hareketidir.
Terörü bu çerçevede bir siyasal bilim çerçevesinde anladığımızda, çözümü, devlet iktidarının kendisiyle ilgili vereceği yanıtta aranabilir.
Terörün bilimsel bu tanımından sonra, devletlerin hangi örgütleri terör olarak gördüğünü, onları destekleyip desteklemedikleri, ya da bu örgütleri nasıl yoketmeye çalıştıklarını daha iyi anlamak mümkündür.
Bir devletin yerine yeni bir devlet kurmaya çalışmak için, neler gerekir?
Yeni bir siyasal-bürokratik katman,
Yeni bir devlet ideolijisi,
Yeni bir zor anlayışı ve kullanımı,
Yeni bir hukuk düzeni,
Özetlle, yeni bir yönetici sınıfı, bu yapıyla ilişkili yeni bir devlet iktidarı ve tüm toplumu kapsayan yeni sınıfsal ilişkilerin düzeni.
***
Terör öyleyse, yaygın ve derin bir niteliğe kavuştuysa, sorun bir asayiş, güvenlik, emniyet, istihbarat sorunu olmanın ötesine geçmiş demektir.
Terörün bilimsel bu tanımından sonra, devletlerin hangi örgütleri terör olarak gördüğünü, onları destekleyip desteklemedikleri, ya da bu örgütleri nasıl yoketmeye çalıştıklarını daha iyi anlamak mümkündür.
Bir devletin yerine yeni bir devlet kurmaya çalışmak için, neler gerekir?
Yeni bir siyasal-bürokratik katman,
Yeni bir devlet ideolijisi,
Yeni bir zor anlayışı ve kullanımı,
Yeni bir hukuk düzeni,
Özetlle, yeni bir yönetici sınıfı, bu yapıyla ilişkili yeni bir devlet iktidarı ve tüm toplumu kapsayan yeni sınıfsal ilişkilerin düzeni.
***
Terör öyleyse, yaygın ve derin bir niteliğe kavuştuysa, sorun bir asayiş, güvenlik, emniyet, istihbarat sorunu olmanın ötesine geçmiş demektir.