19.8.12

DEMOKRASİNİN SINIRLI ANLAMI


Demokrasi yeni anlamlar kazandıkça, anlamını da kaybetmeye başladı. Ne anlama geldiği konusunda siyaset bilimi uzmanları arasında bile görüş birliği yoktur.

Bazıları, Demirel gibi, "serbest seçimler" şeklinde tanımlar demokrasiyi. Meseleyi seçimlere indirger.

Bazıları hukuk önünde eşitlik olarak tanımlar.

Serbest seçimlerle hukuk önünde eşitlik, ekonomik eşitliği ıskalar, ya da, gözardı eder. Ama burada sorun görülmez, çünkü, her insan "emeğine göre" zenginlikten pay aldığına göre, yine bir eşit muamelenin yapıldığı varsayılır.

Demokrasi, aynı kurallara tabi olanların yarışı, oyunu olarak görülür.

Kurallar nasıl konuldu, yarışanların durumu nedir, önemi yoktur.

***

Demokrasi Antik Yunan felsefesinden alınmış bir kavram. Sadece halkın, vatandaşın yönetimi anlamına geliyor. Bugünün toplumuyla da, devletiyle de ilgisi olmayan, başka bir toplum, başka bir devlet vardır orada.

Herşeyden önce vatandaşın sayısı azdır, nüfusun yüzde doksanına yakını vatandaş değildir, devlet de bugünün küçük kasaba belediyelerinden daha fazlası değildir.

Ama bu toplum, devlet, vatandaş Antik Yunan'dan alınıp, modern ulus toplumun, döneminin bambaşka özelliklerine adeta zerk edilir.

Antik Yunan'la, modern kapitalist toplum arasında neredeyse hiç bir benzerlik yoktur. Ama, oranın demokrasisi, bugüne aktarılarak, hem tarih, hem bağlam, altüst edilir.

Modern toplum kendisiyle antik model arasındaki farkı bildiğinden, doğrudan ve temsili demokrasi diye iki kavram daha ortaya atar.

İki saçma, anlamsız kavram: "doğrudan", "temsili".

Vatandaş kendini doğrudan nasıl yönetir, ya da, temsilen?

Vatandaş kendini niye yönetsin, ya da, kendini, temsilen?

Kastedilen elbette, devletin vatandaşla ilişkisindedir, vatandaşın kendisini yönetmesinde değil.

Aslında Demirel'in tarif ettiği şekilde, mesele, seçimdedir. Zaten Antik Yunan  demokrasisi de, sık sık yapılan, tün vatandaşaların kamu görevlerine talip olabildiği seçimlerle ilişkili olarak tarif edilebilir.

Daha fazlası değil!.

Kamu görevleri için seçim, seçmek, seçilmek, demokrasinin tek tarifidir.

Ayrıntıları ise, seçimlerin nasıl yapılacağı, kimlerin, hangi kamusal görevlere aday olabileceğidir.

Fakat, demokrasi kavramını ele alanlar hızlarını alamamış, ona olmadık anlamlar yüklemeye başlamışlardır. Her türden eşitlik, özgürlük, hoşgörü düşünceleri, bu kavramın eklentisi haline gelmiştir.

Çünkü, seçimler, seçme ve seçilme haklarını kullanan vatandaşların örgütlenme, ideoloji ve program geliştirmeleriyle, birbirlerine yönelttikleri eleştirilerle, içerik ve kabuk değiştirmeye başlar.

Seçenlerle seçime girenlerin ideolojisi, sınıfı, inancı, çıkarları söz konusudur.

Demokrasinin yarışan aktörlerinin, vatandaşlar değil, ideolojisi, çıkarı, sınıfı farklı olanlar olduğu ortaya çıkar.

Öyleyese, demokrasi, vatandaşların tek tek aday olduğu bir seçim yarışının ötesine de geçer.

Demokrasi, vatandaşın ötesine geçerek, kitlelerin, sınıf ideoloji ve programlarıyla yarışına, kavgasına, mücadelesine dönüşür.

Demokrasi vatandaşın değil, üyeleri vatandaş olan sınıfların, parçalarının, koalisyonlarının çarpıştığı arenaya dönüşür.

Bu, kölelerin, kadınların, yabancıların nüfusu büyük çoğunluğunu oluşturduğu Antik Yunan kentlerindeki demokrasinin, artık demokrasi olmaktan çıktığını da gösterir.

Demokrasi, sayısı sınırlı özgür kentlilerin seçme ve seçilme faaliyetlerine verilen isimdi.

Bu kavramın modern dönemde, hatta günümüzde aynı anlamda kullanılmaya devam etmesi, bir yanlış anlama, bir ideoloji, bir tarih bilmezlik gibidir.

Artık, ne vatandaş, ne devlet, ne toplum, Antik Yunan kent devletlerine benziyor.

Onlar citizen anlamında, kentli olarak vatandaşı tanımlıyorlardı. Bugünün vatandaşı, citizen'den farklıdır. Aynı şekilde, o günün kent devleti de, bugünün sadece kasaba belediyelerine benzer.

Ancak yine de, Antik Yunanistan, demokrasiyle oligarşinin yakın ilişkisini yaşayarak görmüşdü.

Bizim "demokrasi" dediğimizin eskiyle bir alakası varsa, bu yine eskisiyle tek ilişkisi olan, "serbest seçimler" olabilir.

Demokrasiye sahip olmadığı anlamların yüklenmesi, aslında demokrasinin gerisine ya da ilerisine geçmek isteyen diğer sınıf ve ideolojilerin "demokratik seçim alanında" mücadele etmelerinde kaynaklanıyor.