Kadınlar evrimden gelen bir üstünlüğe sahip. Aynı anda, pek
çok farklı faaliyeti yapabiliyorlar. Eş zamanlı hareket etme, düşünme
yetenekleri erkeklere göre yüksektir. Erkekler, sırayla yapmaya mecburlar.
Sırayla yapmak zorunda kalan, daha rasyonel, yani hedefe yönelik, davranmaya
zorlanıyor. Bu nedenle, erkekler daha hesaplı, kitaplı, planlı olabiliyorlar.
Ama asıl yetenek, eş zamanlı düşünüp davranabilmekten geçer.
Eş zamanlı düşünce ve eylem, karşılaştırma yapma alışkanlığını da geliştirir.
Erkekler, sıraya sokarken, aynı anda neler olur sorusunu
kaçırırlar. Onlar hedefe dönük davranırlar.
Daha da ilginci, kadınların eşzamanlılık konusundaki
yeteneği, erkeklere has gibi görünen
sıraya, plana, rasyonaliteye dayalı akıl yürütme ve davranma yeteneklerini
dışlamaz. Bu nedenle, erkeklerin hakim olduğu alana giren kadınlar, erkeklerden
de başarılı olurlar. Fakat, bu kadınların “erkekleşmesi” gibi olumsuz bir sonuca
da yolaçar.
Kadınların disiplin konusunda da erkeklerden iyi olduğunu
gösteren pek çok örnek var. Daha küçük
yaşlarda, kız çocuklarının ne kadar titiz, düzenli oldukları, zamanı iyi
kullandıkları görülür.
Maalesef, kadınların tüm bu üstünlükleri, sosyal evrim
sürecinde, kaldıran, dayanan, sabreden cins olmak zorunda olmalarından
kaynaklanır. Hem kendine yüklenen işleri yapmak zorundadır, hem de kadın olmak.
Çocuklar, ev, eş, bir de imkan olduğunda meslek ve yükselme imkanı, kadını,
erkeklerden daha fazla sorunla ilgilenmeye zorlar. Kadın daha fazla yapmak,
daha fazla düşünmek, daha fazla çalışmak zorunda kalır. Tüm bunlar da, zamanın,
beynin, enerjinin daha iyi, daha verimli kullanılmasını gerektirir.
Kadın eğer başarısızsa, bu ya imkansızlıktan, ya da
erkeklerin önlerini kesmesinden dolayıdır.
Bu gün herkes Mozart’ı bilir, ama onun kız kardeşinin ne
kadar yetenekli bir piyanist olduğunu bilmez. Mozart erkek olarak kız kardeşini
görünmez yapmıştır.
Kadınlar da felsefeci olmuşlardır. Ama, felsefeci olmalarına
imkan verilmemiştir.
Kadınlar da iyi şair, romancı, politikacı olurlar,
olmuşlardır da. Ama, çok uygun ortamlarda, uygun boşluklar değerlendirildiği
zaman.
Kadınlardan yüksek seviyede bilimci de çıkar. İmkan
verildiği zaman.
Fakat, imkan meselesi bir tarafa, imkanlar eşit olsa bile,
kadınlar daha başarılıdır. Nedeni çok basit:
Erkeklerin yapabilecekleri herşeyi yapabilmelerinin yanında, bir de, “doğurma” güçleri vardır. Doğurma gücü, erkeği doğa açsından, bir “araca”, “bahaneye” indirger. Zaten, erkeklerin gebelikteki rolü bir zamana kadar bilinmiyordu.
Erkeklerin yapabilecekleri herşeyi yapabilmelerinin yanında, bir de, “doğurma” güçleri vardır. Doğurma gücü, erkeği doğa açsından, bir “araca”, “bahaneye” indirger. Zaten, erkeklerin gebelikteki rolü bir zamana kadar bilinmiyordu.
Kadınlar erkekten daha fazla olmak durumunda kalmışlardır.
Hem biyolojik, hem de sosyal evrim içinde.
Erkeğin üstünlüğü nedir diye sorulursa, bu sadece kadına eşlik etmek, onunla birlikte
yaşamak üstünlüğü, ayrıcalığıdır, diye
yanıtlamalıyım.
Erkek kadına eşlik etmeli, ona layık olmalıdır.
***
Kadın bir de, sömürülen konumdadır. Sömürülen ise, hem kendi
yaşamını kazanır, hem de artı değer yaratır. İki işi aynı anda yapmak
zorundadır. Erkek de sömürülür, ama, sömürülürken, geçimliğinin bir kısmını kadınına ürettirir. Özellikle
kapitalizm, sömürülen işçiye yardımcı olarak kadınını yanına koyar. Aslında
ikisini de tek bir işçi yapar. Ama erkek
işçi, ücretinin kendisine ait olduğunu düşünerek, kadını sadece “beslenen” aile
üyesi olarak düşünür.
Bu nedenle, kapitalizm, kadına “işçi olma talihsizliğini”
bile bahşetmez. Bahşettiğinde ise, bir de sadece, “işçi olma talihsizliğini”
bahşeder. Ayrı bir gelir, kadın için,
sadece erkeğin konumunda olduğu gibi bir “işçi” olduğu anlamına gelir. Ama, yine
kadın, erkeğinin yanında, tek bir işçinin parçası olarak kalmaya devam eder.
***
Erkek işçi kaldığı sürece, kadın da işçinin karısı, ya da
çalışıyorsa, işçinin “çalışan karısı” olarak yaşamına devam eder.
Kapitalizm, aslında eşleri, tek bir işçi olarak
görmektedir. Eşler ise, tek bir işçinin
iki parçası olarak yaşamaktadır.
Aslında kadın ve erkek tek bir işçi olarak piyasada geçimlik
aramaktadır. Buna ailenin emek gücü diyebiliriz.
Kadın, erkeğe sadece evlilik kurumuyla değil, piyasa yoluyla da bağlanmaktadır.
Kadın, erkeğe sadece evlilik kurumuyla değil, piyasa yoluyla da bağlanmaktadır.
***
Cinsel birliktelikten, aileye, oradan da, piyasa
birlikteliğine geçmiş bulunuyoruz.
Öyleyse, kadın-erkek ilişkisi, cinsellik, aile ve piyasa
birlikteliğinin çözümlenmesinden geçiyor.
Feministler, bu çözümlemelerin büyük kısmını yapmıştır.
Fakat ayrı ayrı, bağlantısız şekilde. Bağlantısız olduğu, pek çok sosyalist
feministin, hala, "kadın-erkek ilişkisi sınıf ilişkilerinden ayrı bir yere
sahiptir", demelerinden, belli oluyor. Öyle zannediyorlar ki, cinsellik, aile ve piyasa çözümlemeleri, sınıfsal analize indirgenemez, bu analizle
anlaşılamaz.
Ama, unuttukları, sınıf ilişkilerinin, bu ilişkilerin
kuşattığı, yeniden yarattığı ilişkilerin, toplumsal tüm ilişkilere damgasını
bastığı, onların çerçevesini çizdiğidir.
***
Sınıflar gelişmeden daha, kadın ve erkek, eşitsiz ilişkilere dönüştürülecek farklılıklar
taşıyordu. Ama, farklılık başka, eşitsizlik başkadır. Tıpkı eşit olmanın benzer
olmaktan farklı olması gibi.
***
Benim teorim şudur: Altta olanlar, daha güçlüdür. Hatta,
daha başarılı, daha zeki, daha yetenekli.
İşçiler kapitalistlerden,
Kadınlar da,
Erkeklerden...
Kendini taşıyıp, başkalarını da taşıyanlar.
***
Bir konuyu da ekleyelim: Kadınlar ve erkeklerin biyolojik karşılaştırılmasında bir önyargı var mıdır? Evrimin bir döneminde, erkeklerin rekabet ve savaşında, kadınların daha zayıf olanları mı acaba eş olarak seçilmiştir? Kadınların fiziksel biyoloji açısından daha zayıf oldukları düşüncesi pek sağlama benzemiyor. Erkeklerin önemli bir kısmı, erkekler arası rekabetten kaçıp, kendilerinden daha zayıf kadınları kendilerine eş seçmeleri, mümkündür. Bu da, zamanla, erkeklerden daha zayıf kadınların artmasına neden olmuş olmalı.
Buarada, kadının daha zayıf olmasının ne anlama geldiği de sorulmalı. Arkadaşım And Yüce, otomotiv uzmanı olarak, bana beygir gücü ile tork arasındaki farkı anlatmıştı. Tork kaldırma, taşıma gücü demek oluyor. Beygir gücü ise, hız ve hızlanma anlamına gelmektedir. Kadınların kaldırma, dayanma gücü, yani, torkları, daha yüksektir diye yorumlayabiliriz. Erkeklerin ise, beygir güçleri ancak, fazla olabilir.
***
Bir konuyu da ekleyelim: Kadınlar ve erkeklerin biyolojik karşılaştırılmasında bir önyargı var mıdır? Evrimin bir döneminde, erkeklerin rekabet ve savaşında, kadınların daha zayıf olanları mı acaba eş olarak seçilmiştir? Kadınların fiziksel biyoloji açısından daha zayıf oldukları düşüncesi pek sağlama benzemiyor. Erkeklerin önemli bir kısmı, erkekler arası rekabetten kaçıp, kendilerinden daha zayıf kadınları kendilerine eş seçmeleri, mümkündür. Bu da, zamanla, erkeklerden daha zayıf kadınların artmasına neden olmuş olmalı.
Buarada, kadının daha zayıf olmasının ne anlama geldiği de sorulmalı. Arkadaşım And Yüce, otomotiv uzmanı olarak, bana beygir gücü ile tork arasındaki farkı anlatmıştı. Tork kaldırma, taşıma gücü demek oluyor. Beygir gücü ise, hız ve hızlanma anlamına gelmektedir. Kadınların kaldırma, dayanma gücü, yani, torkları, daha yüksektir diye yorumlayabiliriz. Erkeklerin ise, beygir güçleri ancak, fazla olabilir.