11.8.13

KİMLİK VE KARAKTER VAR, ŞAHSİYET YOK!


Şahsiyet, kişilik, personality; kimlik, identity; ve karakter, character, sık sık birbirine karıştırılıyor.

Bir bireyde, individual, mutlaka kimlik ve karakter oluyor. Ama, şahsiyet olması zorunlu bulunmuyor.

Ben şuyum, buyum diye başladığınızda, kimliklerinizi sayıyorsunuz. Benim özelliklerim şunlar bunlar dediğinizde, karakteriniz, yani, özelliklerinizi ve niteliklerinizi anlatmış oluyorsunuz.

Ama, şahsiyet dediğinizde, anlatmıyor, ancak, gösterebiliyorsunuz. Şahsiyetliyim deyince ille de öyle olmuş olmuyorsunuz. Başkalarının onayı da gerekiyor.

Şahsiyeti olan insan, mutlaka önce birey olmak durumunda. Yani, kendisini, kendisiyle tanımlayabilmeli. Sonra da, etik, ethical, düşünüp davranabilmeli.

Elbette, şahsiyetli insanın onurlu da olması gerekiyor. Onur dediğimiz, kişinin kendisine olan sevgisi, bazan da, kendisine olan saygısıdır. Bu nedenle, gururla da karıştırılıyor.

Öyleyse, şahsiyetli olmak için, birey olmak, etik olmak, onurlu olmak gerekiyor.

Modern ya da kapitalist toplumsal ilişkilerin gelişmesiyle, sadece o da bencillikle karışık olarak, birey gelişebildi. Etik yerini burjuva ahlakına, onur ise, gurura bıraktı. Bu nedenle, şahsiyetli olmanın imkanları da azalmış oldu.

Bu nedenledir ki, F. Nietzsche, eskinin soylularını, onların soylu onurunu imrenerek anımsıyor, burjuva ahlakına adeta küfrediyordu.

Onur yerine gurur, etik olmak yerine ahlaklı olmak arasında dünya farkı vardır. Onur kavramında, mertlik, kahramanlık, meydan okuma, tenezzülsüzlük de bulunuyor. Kişi için onurlu olmak, aklı bile geriye atmayı gerektirebiliyor.

Etik olmakla ahlaklı olmak arasındaki farkı netleştirelim:. Etik insan, çıkarsız, karşılıksız düşünebilen, davranabilen insandır. Ahlaklı olansa, sadece, mevcut ahlak kurallarına uyandır.

***

Çözüm ise, Nietzsche'nin yaptığı gibi feodal dünyanın soylularına bakmaktan değil, toplumsal bireyin gelişimine uygun sosyalist düzeni kurmaktan geçiyor.