İstanbul bilginin değil, ama, enformasyonun başkenti. Gazete, televizyon ve dergileriyle bilinmesi, takip edilmesi, açığa çıkarılması gereken ne varsa, dokunmuyor, hatta yanına bile yaklaşmıyor.
İstanbul medyası için politika, meclis partilerinin önde gelen politikacılarının açıklamalarını vermekten ibaret. Hatta, meclisin tüm partilerini bile haber yapmıyor.
İstanbul medyası, vergi işleri, ihaleler, reklam gelirleri, bazı teşvik ve korumalar nedeniyle, her zaman hükümetlerin bir parçası oldu. Bu nedenle, yasama- yürütme- yargı üçlüsünün yanında, dördüncü bir propaganda ve halkla ilişkiler aygıtı olarak gelişti.
Hürriyet Gazetesi'nin önceki genel yayın yönetmeni, Ertuğrul Özkök, gazetesini süpermarkete benzetiyordu. Gazeteyi aldığınızda, sanki süpermarkete girip arabanıza ürünleri dolduruyor, kasada kredi kartıyla ödeme yapıp, evinize gidiyorsunuz. Alınanları tüketince tekrar gidiyor, yine aynısını yapıyorsunuz. Süpermarket eğlenceli bir yer. Genelde büyük bir alışveriş merkezinin (AVM) içinde bulunuyor. Başka mağazaları da mutlaka ziyaret ediyorsunuz.
Gazete'nin süpermarkete benzetilmesi, haberlerin, yorumların, mal gibi üretilip pazarlanması, tüketilmesini anlatmak için gayet yararlı. Ama, süpermarketin mallarında olduğu gibi, her haber de, aslında üretilmez. Çoğu haber, mal gibi ithal edilir. Belli yerlerden alınır, pazarlanır.
Gazeteler, televizyonlar, tıpkı benzetildikleri süpermarketler gibi, büyük bir AVM'nin parçası. Yine bu benzerleri gibi, aslında "haber" ve "yorum" bile üretmiyorlar. İthal edip, pazarlıyorlar aslında.
Bu alışveriş merkezi türü gazete ve televizyonlar herşeyi satmıyor, ya da satmak istemiyorlar.
Mesela, politika, ekonomi ve sanat reyonlarına bakıldığında, sırasıyla satılanlar ilk üçe girmiş parti, borsa ve şirketler ile popüler kültür ürünleri.
Gerçekte neler olup bittiğini sunmak, medyanın görevi, ya da, işidir. Ama, medya, gerçekte neler olup bittiğine esrar, eroin, kokain gibi yasadışı ürün muamelesi yapmaktadır.
Süpermarket ya da AVM'ne benzeyen medya, elbette İstanbul medyası, para karşılığı şirket reklamı yapmayı ekonomi haberciliği zannediyor. Hükümet ileri gelenlerinin açıklamalarını da politika haberi oluyor.
Bizim süpermarket ya da AVM medyası dış politika haberi de yapıyor güya. Ama, kim kimle, nerede görüştü haberleri şeklinde.
Bu medya, devlet ve hükümet birimleriyle şirketlerin sözcüsü olarak çalıştığı sürece, devletin ve hükümetlerin bile saygı ve sevgisine mazhar olamıyor.
***
Acaba Türkiye'de, medyanın bu durumuna çare olarak düşünüldüğü gibi, tam anlamıyla basın özgürlüğü olsa, bunun yanında medya şirketleri medya dışı alanlarda iş yapamasalar, durum düzelir mi?
Hiç sanmıyorum!
Süpermarket medyası sadece daha fazla ürün sunardı. Bir de, karlarını yine medyanın kendisine yatırır, medya AVM'sinde daha fazla dükkan kiralayarak, yan medyatik alanlarda daha da büyürdü.
***
Medya ya devlet ve hükümetlerinin propaganda aracı oluyor, ya da, bunun yanında süpermarket-AVM türü enformasyon pazarlaması yapıyor.
Üçüncü yol yok mu?
Haber ve yorum yapmak tek tek, her yurttaş, örgüt, kurum ve devletlerin, yaptıkları olağan faaliyetleri hakkında olamaz mı?
Olamaz ne yazık ki!
Çünkü ideoloji, hakim olanların ideolojisi olarak, bir şekilde medyasını yaratacaktır.
Tek alternatif, hakim olanların süpermarket ya da AVM medyaları yerine, hakim olmayanların ortak, kooperatif medyalarını kurmalarıdır.
Bu öyle bir medya olmalıdır ki, muhalif partiler, dernekler, kooperatifler, köyler, kasabalar, meslek odaları, ortak, kooperatif medyalarını kursunlar. Ayrı ayrı, dağınık, etkisiz, yerel düzeyde değil ama!.
Bu medya, politikayı meclis partilerinin, ekonomiyi de şirketlerin dışına çıkartmalıdır. Tecavüz haberi değil, kadın-erkek sorununu işlemelidir. Terör nerede patladı değil, neden terör var sorusunu ele almalıdır. Diplomatların toplantılarda neler konuştuğunu değil, devletler neden ayrı ve düşmandır meselesini ele almalıdır. Sadece olanların çarpık, kırık hallelerini değil, neler olması gerektiğini de sormalı, tartışmalıdır.
Özgür medya, süpermarket ya da AVM medyası olmamalı. Tüm yurtdaşlar muhabir, yorumcu olmalıdır.
Bu medya finanse edilmez. Bu medya, yurttaşların geçmiş, günlük ve gelecekle ilgili varsayılan ya da talep edilen yaşamlarının dile getirilmesinden oluşur. Bu medyada, aydınlar, halkın bir parçası olarak yorum yaparlar. Ama halktan kişiler de yorumlarını yaparlar.
Bu medya, kamu alanını ortak alana çevirir. Çoğunluğun ve güçlünün oluşturduğu kamu alanı değildir bu.
Kamu alanı sanıldığı gibi ortak alan hiç olmamıştır. Açık olabilmiştir. Ama, yaratıcıları, o alana girebilen, kalabilen, o alana etki edebilenler olmuştur.
Ortak kamu alanı ise, sadece sosyalizmle olur.
Öyleyse, malum medya ya bakkal, ya süpermarket, ya da AVM gibi olabilir ancak. Yatırımının ölçeğine göre!