9.6.12

FELSEFE ESKİ BÜYÜKLÜĞÜNE DÖNEBİLİR Mİ?


Felsefe modern döneme kadar, bilimin, sanatın, hatta ilahiyatın genel çerçevesiydi. Bilimler billurlaştıkça, ya da, uzmanlıklar geliştikçe, felsefe, herşeyin felesefesinin yapıldığı, ama artık felsefe olmayan bir alana girdi.

Sonuçta, felsefe, bilim felsefesine, ya da herşeyin felsefi olabileceği düşüncesine indirgendi.

Felsefe bilim felsefesi olarak görülünce, ontoloji, epistemoloji ve yöntem tartışmalarının genel çerçevesini oluşturdu. Elbette, siyasetin de, toplumun da felsefesi yapılmaya devam edildi. Ama, bunlar, artık "teori" dediğimiz sistemli düşünmelerdi.

Felsefe, aslında teori dediğimiz alandır. Kavramlar, tezler, kurgular birleştiğinde teori ortaya çıkar.

Fakat, felsefecilerin kendileri de, teori yapmaktan çok, teori kurma sürecini "teknik" olarak inceleyen uzmanlara dönüştüklerinden, felsefe hem eski felsefeyle ilişkisini kesti, hem de, teori uzmanlığından uzaklaştı.

On yıllardır, Hegel ve Marx örneğine uygun olarak, "grand-theory", meta-theory" kavramlarıyla tarif edilen teorilerin teorisini kurma, ya da teorilerin teorisini yapma teşebbüsleri olmuştur. Ya da, teorilerin felsefesini yapmak.

Marksist gelenek hep bu istikamette gelişmiş, apayrı, genel bir felesefeye, teorilerin teorisine dönüşmüştür.

Plato nasıl müzik, bilim, sanat ya da politika arasında mekik dokuduysa, Marksistler de, ekonomi, politika, ideoloji ve tarih arasında aynısını yaptılar, yapıyorlar.

Benzer bir çaba, çok daha dar bir seviyede, Frederich  Hayek ile John Rawls tarafından, liberal tarafta da yapılmaya çalışıldı. Onlar için David Hume ya da Kant, teori kurmanın felsefesi olmasa bile, felesefi temelini oluşturdu.

Fakat, burada kastettiğim, bilimsel çalışmanın bir felsefeye dayanması değildir. Şu ya da bu felsefi ontolojiyi, epistemolojiyi benimsemekten bahsetmiyoruz.

Teorinin kendisinin felsefe olmasını, bilimlerin birleşmesini, en azından üst-bilim ya da üst-teorilerin yaratılmasından bahsediyoruz.

Bu amaca en iyi, Lenin'in diyalektiği tarif ederken söylediği, "herşeyin herşeyle bağlantısı" kurularak ulaşılabilir.

Böyle bir amaç için, benden önce çok daha büyük teşebbüsler olmuştur ama, ben de kendi adıma, Stream of Connections Through Power, Time, Space and Value, sonra da, A Theory of Capitalist Society and Social Dialectics çalışmalarımla, bir teşebbüste daha bulundum.

Gerçekliğimizle ilgili önce tüm temel bağlantıları göstermek, sonra da bu bağlantıların teorisini kurmak, için.

Elbette bu çalışmalar yeni çalışmaları gerektiriyor

Felsefeyi teorilerin teorisi olarak tanımlamak, eski geleneği canlandırmak anlamına gelir.

Bunun için tüm sosyal-siyasal bilgiyi eski felsefeciler gibi tek bir teori haline getirmek gerekiyor.

Ama diyalektik düşünmeden, yazmadan, bu mümkün görünmüyor..

Bir anlamda, Sokrat'a, Plato'ya, Aristo'ya, Epikür'e, Demokrit'e, hatta Thales'e dönmüş oluyoruz.

Ya da ben bunu önerip, bunun için çalışalım diyorum.