Stratejik Derinlik adlı çalışmasıyla, Davut-oğlu, Türk-İslam sentezinin tarih temelli dış politika stratejisini çizmeye çalışıyor. Milliyetçi ve İslamcı, yani, 1880'ler sonrasının hakim düşünce çerçevesine bağlı. O dönemde, Osmanlıcı, milliyetçi, İslamcı olmak, (Kemal Karpat'ın tespitine göre), neredeyse aynı anlama geliyordu. Bu durum, İttihatçıların bu üç düşünceyi peşpeşe, ya da yanyana, bazan da karşı karşıya kullanmalarına zemin hazırladı. Biri çökünce diğeri, o da çökünce bir diğeri, bazan herbiri, yanyana.
Stratejik Derinlik, Türkiye'nin yan bölgelerine uzaması, girmesi, demek. Önce Ülker büskivisiyle, sonra vizelerin kaldırılmasıyla, sonra da, İslamcıların silahlandırılıp gönderilmesiyle. Tabii oralarda okul, vakıf da açmak gerekiyor.
Stratejinin derinliği buradan geliyor:
Ticaret, okul, diplomasi ve savaş!
Büskivi, çikolata ve tekstil ürünleri, inşaat ihaleleri,
Fethullah Gülen okulları,
Amerikalılarla diplomasi, Van münütler, Mavi Marmaralar,
Silahlandırılan Müslüman Kardeşler...
Diğer değişle,
Stratejik sığlık, macera ve cehalet.
1914 sonrası Enver-Talat-Cemal üçlüsü de Almanya ile birlikte böyle bir stratejinin peşinden koştular. Amaç kaybedilen toprakları geri almaktı.
Demek ki, stratejik sığlık, macera ve cehalete, bir de stratejik nostalji eklenmiş oldu.