Türkiye'den yazan gazeteci ya "yavru vatancı "olarak, ya da acemi solcu gibi Kıbrıslıları hep mağdur kabul ederek yazar. Ben ikisini de yapmayacak kadar akıl ve deneyim sahibiyim. Bu kısa notların bilgilendirici olacağını umuyorum.
*
Kültür ve psikoloji:
"Hemen Şimdi!"; (Bir şey istendiğinde söyleniyor)
"Zamana oynamak"; (Zaman bir oyuncak)
"Saat"; (İcadedilmemiş)
"Tamir etmek", "tamirci"; (Saatin durumuyla aynı durum)
"Randevu"; (Zamanı bol olanlara uygundur)
"Benden üç gün içinde haber bekleyin"; (Beklemeyin demek. İlk duyduğum kişi cemaatçi partiden başbakandı.)
"Win-win"; (Hiç bir şey yapmam, demek. Aynı kişiden duymuştum)
"Şeftali"; (Sosisin orijinali olan yağlı köfteye benzeyen bu kebabın yanında viski içen çoktur)
Pişmiş et; (Yanmış ete yakın)
"Meçlis"; (Meclis)
"Ben da, sen da, biz da...", (Türkçe biraz-cık farklıdır. Kimi sever, kimi sevmez)
"İsterling"; (S'nin başına "i". Eski Türkçe)
"Dünya çapında bir değer"; (Lefkoşe(a) ortasında bir cadde için söyleniyor. Adı Dereboyu. Bir belediye başkan adayının ifadesi)
"Sulu Çember"; (Girne'de fıskiyeli küçük bir orta refüjlü kavşak)
"Buranın çocuğu"; (Yerlileri daha fazla koruyun demektir)
"Rumcu"; (Kimin niye söylediği tam belli değildir. TMT-UBP çevresinin karşılarında olanlara söylediği söz olarak görülebilir. Ama TMT'nin içinde herkes var. TMT'ye evet, UBP'ye hayır diyenler mi? Her neyse)
"İngilizci"; (Daha ötesi, İngiliz ajanı lafı da kullanılır. İngiliz idare dönemine bir özlem bazı kesimlerde hala vardır. "En azından adalet vardı"... vb. sözler...)
"Mücahit"; (İslamcıların kullandığı bir kelime aslında ama laik Kıbrıslı Türk kendi milisleri için kullanır)
"Muhaceret"; (Yabancıların resmi işlerini yaptığı yer)
"Karasakal"; (Ya sakal tıraşı olmayan Türkiyeli askerler, ya da esmer sakallı Hataylılar vs için söyleniyormuş)
"Seyrüsefer"; (Araba vergisi)
"Ya bu kancık değil mi?" (Cemaatçi parti (CTP) kontenjanından atanan bir üniversite mütevelli heyet başkanı Yunanca kursta yanındakine soruyordu)
"Kamil amca ben geyim"; (Dışardan gelen paralarla yapılan bir "gender" "farkındalık" projesinin afişinde geçiyordu)
"Kendi formamızla maç yapamıyoruz"; (Önemli olan spor yapmak değil belli ki)
"Buranın en iyi hocası benim, çok şanslısınız..."; (Bir yerli hoca derste söylemiş. Öğrenciler bana aktarmıştı)
"Ben bir Rönesans adamıyım, bu böyle biline"; (Televizyon programında yerli bir sanatçı söylüyordu)
"Ben buranın neferiyim"; (Bir üniversite hocası rektörüne söylemiş)
"Abi, ama bir şeyler göstermek lazım"; (Aynı hoca cv'sine yaptığı küçük dokunuşlar nedeniyle söylemişti)
"İçsel yolculuğun görsel dışa vuruşu"; (Bir sanatçının bir diğer sanatçının eseri hakkında yaptığı yorum)
"Çakma"; (Bir önemli hoca Kıbrıstaki her şeye "çakma" derdi).
"Adına", "noktasında"; (Türkiye'de de yaygın kullanılan ifadeler. Ama bu illeti kim kine bulaştırdı tam bilmiyorum)
"Küpeşte"; (Popüler ev eşyası, alan bir daha alıyor olmalı. Reklamı sık yapılır)
"Ama o öyledir zaten"; (Saatlerce konuşturup sonunda söylenen sözdür)
"Alsana bi cipcik"; (Arabalara özellikle -cik ekleniyor ki, fiyatı ve büyüklüğü göze batmasın)
**
Sendikalar, solcular
"Şoksal eylem"; (Daha fazla ilgi çekip, ilgisizliğe karşı önlem almak için yapılan sendika eylemi)
"Uyarı grevi"; (Şoksal eylemler uyarıcı olmayınca bir daha uyaralım diye yapılan sendika eylemi)
"Yüzleşme"; (Hepimiz yaptık, demektir. Solcular kullanır)
"Yasemin";(Pek çok ülkede olan bu çiçek ülkenin sembollerindendir. Şarkısı da var: Yasemiiiiiin....Ama dinlemenizi önermem)
"Aportta bekleyen Türkiyeli"; (İyisin hoşsun, ama aramıza girme, neticede yabancısın, demektir. Bir solcu ben Kıbrıslı solcuların tümünü savunurken bana söylemişti)
"Biz AKP'nin acentesiyiz"; (Cemaatçi parti ulu liderinin -Mehmet Ali Talat- söylediği söz. Denktaş'ı tasfiye etmek ve güya Kıbrıs sorununu çözmek için AKP ile birlikte politika yaptılar. Durumları bizim Kürtlerin ve sol liberallerin durumuna çok benzer)
"Oy ver dünyaya bağlan"; (Cemaatçi partinin seçim sloganı)
"Özgürlükçü sosyalizm"; (Cemaatçi partinin ideolojisi. Ne olduğunu bilmediklerinden eminim)
"Euro'ya geçilsin"; (Türk lirası her değer kaybettiğinde solcuların yaptığı taleplerdendir. Türk Lirası gelir kaybı nedeni olarak görülüyor. Euro da refahın ve bağımsızlığın sembolü)
"Kıbrıs'ta barış engellenemez"; (Resmi olarak barış yok, ne de savaş. Her şey gayri-resmi. Solcuların sloganlarındandır)
"Askersizleştirme"; (Bazı solcuların talebidir. Sadece Yunanistan ve Türkiye askerleri kastediliyorsa kesinlikle doğrudur. Bir asker kendi ülkesini savunmak için kendi ülkesinde kalmalı. Ancak bu talep ya da düşüncenin altını doldurmak zordur. Adanın kendi ortak savunma gücü olmalı. Ortak olmasa da şimdilik, ayrı ayrı iki tane. Bu gücü de elbette kendileri finanse etmeli. Yani, pamuk eller cebe!)
"Vicdani red", (Bazı yerli solcuların talebi. O zaman daha fazla Mehmetçik olmaz mı diye sormaları gerekir?)
"Federasyon"; (Eskiden birleşmek içindi, artık AB'ye kapak atmak için)
**
Ekonomi
"Yağma"; (Araziden, akademik unvanlara, Allah ne verdiyse!)
"Sanayi Holding"; (Dev adımlarla ilerlemekteyken Türkiyeli emperyalistlerce durdurulan sanayi devriminin tarihsel sembolü!)
"Üretimden koparıldık"; (Hemen arkasından siesta kültürü gelişmiş ve ahali çalışmaktan iyice soğumuş olmalı)
"Ambargolar altında...." (Alış serbest, satış kısıtlı, ama her yerle ticaret var)
"Turizm adası..."; (Herkesin aynı zamanda turistlerle de ilgilenmek isteyip para kazanmak istediği arada bir pişpirik de oynanan misafirperver Türklerin yurdu)
**
Üniversiteler
"Eğitim adası..."; (Herkesin eğitimle ilgilendiği, başka bir şeyle ilgilenmediği ulu aydınlık adası)
"Öğrenci dolaşımını sağlamak"; (Eğitim adasının öğrencisinin piyasada dolaştırdığı para kastediliyor. Bir bakanın ifadesi. Türkiyeli öğrenci sayısı azalıyor. Bazı üniversiteler yoğun şekilde Afrika pazarına girmiş durumdadır)
"Uçan Hoca"; (Türkiye'den haftada ya da 15 günde bir uçakla gelen yarı zamanlı hocalara denirdi. Sayıları bazı bölümler hariç azaldı. Yerli olanlar da "Gezen Hoca" olarak adlandırılabilir. Sayıları yerlileşme ve millileşme süreciyle hızla artıyor. Eskiden yerli rektör, dekan bile bulmak mümkün değildi. Doktor ve üstü akademisyenlerin çoğunluğu Türkiyeliydi. Şimdi profesör olmayan Kıbrıslı akademisyen azdır)
"Günsel";(Yerli ve milli, muflona benzeyen Kıbrıs Türk TOGG'u. Muflon da aslında yabani Anadolu koyunu. Tam bir pazarlama ve reklam projesidir. Günsel, sahibinin soy ismi. Yerli ve milli sermayenin en büyüklerindendir. Hastaneli, ilahiyat fakülteli, bankalı bir de üniversite-ciği var (YDÜ). Ortasına devasa bir cami de yaptırıyor. Sanki birilerinden korkuyor da mesaj olsun diye yaptırıyor. Üniversitenin yanında da mezarlığı var)
"Beş Kıta Beş üniversite"; (Her kıtada bir kampüs açmaya çalışan bir üniversitenin sloganlarından. Günsel'le rakiptirler.Karşılıklı abartıda sınır yoktur. Rekabet ileride uzaya bile taşınabilir)
"Amiral gemisi"; (Yerli düşüncenin merkezi, milli bilinci parlatan ampul, Doğu Akdeniz'in yüksek eğitim kurumu DAÜ için söylenir. Politika yapmak isteyen yerli hocası boldur. Pek çok yerli hocanın lisans derecesi bu üniversitedendir. Lisans üstü için Türkiye ya da İngiltere'ye gidilir)
"Uluslararası İlişkiler"; (En popüler akademik çalışma alanıdır. Kariyer kapısıdır. Fakat bu çalışma alanı büyük ölçüde Kıbrıs sorunu, yine bölgeyle ilgili Türk Dış politikası ve bazı Ortadoğu ülkelerinin incelenmesiyle sınırlı kalır. Kıbrıs sorunu pek çok kişiyi bu alana sevk etmiştir. Ama, herkes aynı konularla ve aynı şekilde ilgilendiği için, Kıbrıs sorunu da aynı şekliyle durup devam ediyor)
"Profesör Dr....-Akademisyen"; (TV'lerde görülen bir ifade. Sonradan farkettim. Aslında doğru. Çünkü profesör olup akademisyen olmayanlar da var. Profesör Dr...-İdari ifadesi de olmalı. Üniversitede sadece genel sekreterlik ve rektör yardımcılığı yapıp, doçentliğe, profesörlüğe kadar yükselen çoktur. Mesela doktor bile değilken, ya da sadece yardımcı doçentken üniversite yönetimine girip, on yıl sonra profesör olan pek çok kişi vardır. Normalde profesör olunduktan sonra rektör yardımcısı vs olunmalı. İdari görev yoluyla akademik ünvan almak, herhalde Kıbrıs Türklerine özgü)
**
Politika
"İstatüko"; (Barışı engelleyenlerin hakim olduğu düzen kastediliyor. Solcuların sloganı)
"Be de danışmanıydım..."; (Denktaş kastediliyor. Kendisi öne çıkan neredeyse herkesi yanına danışman almış. KKTC'de danışman olmayan, müzakere heyetine girmeyenlerin sayısı çok azdır. Sonuçlar ortada!)
"Ortaklık devleti;" (Sanırsın komünist devlet. Kastedilen iki cemaatin eski mecburi birliğidir, yani 1960 Kıbrıs Cumhuriyeti.)
"Garantörler"; (Üç garantör vardır. Kıbrıs Cumhuriyeti'nin tuhaflığı da garantili bir devlet olması. Aslında üç garantörün dominyonu bir devlet kurulmuştur).
"Etkin ve fiili garanti"; (Mehmetçik yanımızdan ayrılmasın, o kadar arazinin başına bir şey gelmesin demek aslında. Türkiye'yi eleştiren Kıbrıslı Türk, yağmalanan toprakların korunması için Mehmetçiğin orada olduğunu, orada olmasının Türkiye'nin çıkarıyla ilgili olmadığını hiç düşünmez)
"Kıbrıs Cumhuriyeti'ndeki haklarımız"; (Kıbrıs Türkü herşeyi aynı anda ister. Her yerde hakkımız var demektir bu. Kıbrıs Cumhuriyeti'nde, KKTC'de ve Türkiye'de. Üçü bir yerde. Aynı zamanda üç kart demektir. Birbirine karşı, bir arada, koz olarak kullanılır. Örnek; biri, anlaşalım yoksa Türkiye tümüyle adayı ele geçirecek diyerek Rumlara seslenir; diğeri de Rumlar önümüze geçiyor diyerek Türkiye'ye seslenir)
"Müzakere"; (Diğer iki sektörün, eğitim ve turizmin yanında bir sektördür. En sonunda dayanamayıp, biz tanımayanı biz hiiiiiç tanımayız deyip, ara verdiler. Müzakere yapmayan son müzakere heyeti şimdi iş başında. Ama müzakeresi olmayan, ya da gündem yaratmayan Kıbrıs'a kimse bir şey vermez. Yakında başlarlar. İşaret bekliyorlar)
"Hidrokarbon kaynakları"; (Petrol ve gaz türü doğal kaynaklar kastediliyor. Bunlardan özellikle Doğa Akdeniz'de herhalde çok var. Öyle iddia ediliyor)
"Kıbrıs'ta son gelişmeler"; (Takibi zordur, insanın başı döner....Her gün ve her saat TV haberlerinin altında geçen yazıdır bu. Oysa son gelişmeler 1974'te ve 1983'te olmuştur)
"Doğu Akdeniz"; (Ortadoğu imajı pek iyi değil tabi. Burası Suriye ile Lübnan'ın batısında, iki saat mesafede, ama Akdeniz'in doğusunda)
**
Kıbrıslı Türkün Türkiye'ye bakışı
"Herkes sizin gibi olsa!"; (Sevilen yabancılara ilk başta söylenir. Bu sevilen yabancılar ilk başta hızlı empati duyguları geliştirirler ve elbette Kıbrıs sorunu üzerine düşünmeye, çözüm için katkı yapmaya bile çabalarlar)
"Toplumsal varoluş"; (Bazı solcuların ifadesidir. Kıbrıslıların varoluş sorunu kastedilir. Ama hangi düzeyde? Etnik kimlik mi, tanınmayan devlet mi, yerel özellikler mi, hepsi mi?)
"Kültürümüz elden gidiyor"; (Türkiyelilere karşı söyleniyor. Kahve yerine daha fazla çay içilmesi ileride ayaklanmalara neden olabilir. Ya da İstanbul Türkçesinin yaygınlaşması)
"Biz Ankara'ya Ankere desek iyi mi?"; (Bir yerli akademisyen "Lefkoşe" diyen Türkiyeli bir akademisyeni eleştirirken söylüyor)
"Kurtardın da niye kurtardın?"; (1974 sonrası, "kurtulmadan" sonraki bağımlılık hakkında. Diyet tartışmaları)
"Veriyor da niye veriyor?"; (Türkiye'nin yardımı üs kirası, ayrıca kendi nüfusunun maliyetine katkı anlamında görülür. Yani, yardım yardım olarak görülmez. Mecbur verecek zaten denir. Yardım alan kendisini rüşvetçi gibi görürken, yardım eden de kendini keriz gibi hisseder)
"Kıbrıs'ın stratejik önemi"; (Büyük ölçüde uydurmadır. Kıbrıslı Türk milliyetçilerinin, özellikle Denktaş'ın üretip Türkiyeli milliyetçilere benimsettiği bir stratejidir. Ama, Türkiye'nin ürettiği bir strateji zannedilir. Denktaşın bu söylemine zamanla Türkiyeli milliyetçiler de sahip çıkmıştır)
"Türkiye'nin güvenliği"; ("Kıbrıs'ın stratejik önemi" söylemi için üretilmiş bir güvenlik sorunu)
"Türkiye'nin Kıbrıs'a ihtiyacı var"; (Tümüyle uydurmadır. Ne ekonomik, ne askeri, ne de nüfus politikası açısından böyle bir ihtiyaç yok. Kıbrıslı ve Türkiyeli milliyetçilerin düşüncesidir)
"Türkiyeli nüfus"; (KKTC iç piyasası demek aslında. Bir de iki kesim arası nüfus dengesiyle ilgili. Ancak, solcular konuyu kültürel varoluş ve yerli nüfusun oranındaki azalma ve ülkeleri üzerinde denetimlerinin zayıflaması olarak algılayıp tartışırlar. Kısmen doğru. Bence şöyle yapmalı: Türkiye askeriyle birlikte bu nüfusu da aşamalı olarak çekmeli. Sonra ne mi olur? Giden nüfusun yerine başka nüfus getirirler. Mesela Afrika'dan, Filistin'den, Filipinlerden, İran'dan....Giden askerin yerine de herhalde TMT'yi yeniden kurup büyütür, milli ordu yaparlar)
"Eskiden kapımızı kilitlemezdik..."; (Çünkü önü deniz, arkası tarla, incin top oynuyordu. Boydan boya şimdi bile iki saattir ülke)
"Beyaz kimlik"; "(Cemaatçi partinin yerli nüfusun oranını göçmenlere karşı korumak için aldığı tedbirlerden. Aslında Türkiyelilere karşı çıkarılmıştır. Yabancı kimliği demek. Sıcak damgası da var)
**
Türkiyelinin Kıbrıslı Türke bakışı
"Nankörler"; (Bazı Türklerin bazı hoş olmayan durumlarda Kıbrıslı Türklere söylediği tepkisel bir sözdür)
"Çok tembeller"; (Adaya ilk gelen Türklerin en geç ikinci gün adeta içgüdüsel olarak söylediği bir sözdür. Çok genellemedir ve ezbere söylenir. Ancak, gelirin kısmen iyi olması, mal mülk sahipliği ve iklim düşünüldüğünde, tembellik değil, çalışma baskısının fazla olmaması farkediliyor olmalı)
"Yavru Vatan"; (Ana-yavru kavramı yerine, kardeş ülke kavramını kullanılmasını önerenler vardır. Kıbrıs'ın sol milliyetçilerinin ifadesidir. Bu durumda hangi anadan bu kardeşler diye sorarlar ama. Bir de karşılaştırma ve ölçek sorunu var, oraya hiç girmeyeyim)
**
Çok ünlü üç sağcı Kıbrıslı Türk
Derviş Vahdeti, Alparslan Türkeş, Mehmet Nazım Adil.
Sanıyorum fena bir bilgi değil.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder