Türkiye'de solun sosyalist kısmı aslında 1978'lerde gerilemeye başladı. Büyük parçalar bölünüyor, en büyük parçanınsa, iktidar perspektifi bulunmuyordu. Tüm suçu 12 Eylül askeri faşizmine bağlamak mümkün değildir. 1978'de yaşanan bölünmeler olmasa, en büyük parçanın iktidar perspektifi daha güçlü olsaydı da, yenilgi yüksek olasılıktı, sadece zamanı ve şekli değişik olurdu. Sosyalist solun teorisi, örgütlenmesi, zayıf ve sorunluydu. Yükseliş, örgütsüz şekilde, "kendiliğinden", oluyordu. Enerjinin büyük kısmı, sivil faşizme karşı "savunmaya" gidiyordu.
Her neyse, asker yumruğunu vurdu, dağıttı. Geriye kalan sosyal demokratlar ise, geleneklerine uygun olarak, "ortanın" nerede olduğuna bakıp, oranın soluna geçtiler. İlk tartışmalar, insan hakları, yasaklar, sivilleşme, hukuk devleti, özelleştirme, üzerine yaşandı. Sosyal demokrat sol, özelleştirme konusunda hızla geri adım atıp, ekonomi perspektifi olmadığını gösterdi. Geriye sadece anayasa, laiklik ve yükselen Kürt hareketiyle ilgili tartışmalar kaldı.
Sosyal demokrat sol Kürtleri de kaybedince, geriye laiklik ve anayasa dışında söyleyeceği söz kalmadı.
Daha sol tarafta ise, sosyalist solda, derlenme, toparlanma, "birleşme" tartışmaları, Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla, anlamını yitirdi, önemsizleşti. Derlenme toparlanma, birleşme sorunu, "varolma" sorunuyla yer değiştirdi. Birleşmeler oldu, yeni stratejiler benimsendi, sadece parçalanmak üzere...Yıllar sonra, eski gelenekler, partilerini yeni isimlerle kurdular, "marjinal" çekirdekler halinde, yine "varolma" mücadelesi içindeler.
Solun bütün olarak otuzdört yıllık ricadı, sağın bütün olarak otuzdört yıllık yükselişi, yayılması, yaşamın pek çok alanına "sızması" demekti. Solun 1960 sonrası yirmi yıllık yükselişten geri çekilişi bu gün itibarıyla otuz dört yıldır sürüyor.
Bu uzun ricadın istisnası, Türkiye sosyalist solunun parçası olarak kurulmuş olan PKK'nın 1980'lerin ortasından itibaren yükselişidir. Bu yükseliş, ironiktir ama diyalektiğe uygundur, Batı'da kalan sosyalist solu da, sosyal demokrasiyi de, zayıflatıcı etkide bulunmuştur. PKK ile mücadele hem milliyetçiliği, hem de onunla ilişkili olan İslamcılığı yükseltmiş, varolan solun üzerine daha da zayıflatan etkilerde bulunmuştur.
***
Bu makro düzeyde, politik geometri düzeyinde yaşanan uzun ricada, "mikro" ilişkiler alanında başlayan ama yaygınlaşan gelişmeleri de ekleyelim. Aydınların, öğrencilerin, işçilerin yeniden düzenlenen yaşam ve ortamlarını, imkanlarını. 1980 öncesinde "teorisyenlik" eğitiminden geçmiş olanların, medyada, kültür endüstrisinde istihdam edilmelerini. Israrcı olanlara karşı TMK gibi yeni ceza yasalarını....Üniversite hocalarının "kariyerizm" alanına hapsedilmelerini. Öğrencilerin dershanelerde çürütülmesini...Devletin ve uzantısı örgütlerin, iğrenç şekilde dincileştirme, "muhafazakarlaştırma", tutuculaştırma, gericileştirme, faaliyetlerini. Tüm olası muhalif partilere karşı seçim barajını...
Mikro gelişmeler aslında sayısızdır. Yeni bir kültür, psikoloji, ideoloji üretilmiştir. Ama bu mikro gelişmeler, yukarıda anımsatmaya çalıştığım "politik geometri" ile ilgilidir. Bu geometri içinde yaşayan bir genç, işçi, öğrenci ya da akademisyen, "istikbalini" ararken, solun içinde bile olsa, "sağa" bakar. Devlet, hükümet, sermaye, statü, iş imkanı, kimlerin elinde, oraya bakar. Kitle kimin ardında gidiyor, mutlaka oraya bakar. Oraya bakarak, kendi ilişkilerini, dilini ayarlar.
Ricat dönemlerinde, önce en hafif olanlar savrulur. Sonra daha az hafif olanları.. Sonra daha az hafif olanları,...Aşama aşama, kademe kademe....Ricat dönemi bittiğinde de, toparlanıp ilerlemek için, yani, bu sefer ricat ettirmek için, aynı silsile takip edilir. En ağırından en hafifine doğru....
Ricat etmek, ettirmek, medcezir gibi midir? İktisadi kriz teorileri, siyasi mücadeleler tarihi, toplumsal medcezir örnekleriyle doludur.
Ancak, bu medcezirlerin olması, mutlaka ideolojik medcezirler sayesinde olur.
Solun, sosyalist ya da sosyal demokrat, ideolojik medcezir için, en ağır, en savrulmaz öğelerini koruması, güçlendirmesi, işlemesi, zorunludur.
Burada bahsedilen sadece "ideolojik saflık" sorunu değil, ideolojik çekirdeğin korunup güçlendirilmesidir.
İdeolojik medcezirin "dinamosu" oradadır.
***
Makro dinamikler, mikro ilişkilerin dokusuna sızar. Her gün, birilerinin "savrulduğunu" görürsünüz. O hafifflikte savrulmasa, şaşarsınız aslında..Ama savrulmayanları da görür, çocukça sevinirsiniz.
Ricat dönemleri, gerileme ve gericilik dönemleri, ideolojik olmanın yanında, bu nedenlerle, bir psikolojik savaş dönemidir.
Bu dönemlerde, hafif olan, ağır olana, "katı olma", der.
Katı olan da, hafif olana, dikkat "savruluyorsun!".
***
Makro düzeyde yaşanan ricat, bireyler düzeyinde, mikro ricatlarla eşzamanlı gerçekleşti. Özelleştirme neoliberal dalgaya uygun gerçekleşiyorsa örneğin, özelleştirilen şirketin işçisi de, eş zamanlı olarak, kendi ricadını yaşar. Bu benzer şekilde, dernekte de olur, üniversitede de, mahallede de...
***
Uzun ricadın son aşamasına on iki yıllık AKP hükümeti eşlik ediyor. Makro düzeyde AKP bir iktidar boşluğuna doğru ilerlemiştir. Mikro düzeyde ise, bu ilerlemeye, sonsuz "savrulmalar" eşlik ediyor. Öğrencisi, işçisi, yazarı, akademisyeni istikbaline bakıp, kendine açılan kapıları görüyor.
***
Bu dönemlerde, hafif olan, ağır olana, "katı olma", der.
Katı olan da, hafif olana, dikkat "savruluyorsun!".
***
Not: Bu yazıyı okuyanlar herhalde ideolojik mücadeleyle politik mücadele arasındaki farkı dikkate alıyorlardır. Lenin sıkça "politics is a compromise" der. Ama, ideolojide durum hiç de "compromise" değildir.
***
Not: Bu yazıyı okuyanlar herhalde ideolojik mücadeleyle politik mücadele arasındaki farkı dikkate alıyorlardır. Lenin sıkça "politics is a compromise" der. Ama, ideolojide durum hiç de "compromise" değildir.
Yorumcuk: Politik geometri konusunda bu kadar katı olmayın! Hala düzlemler üzerine sağlamca oturtulmuş bir Öklid geometrisiyle soruları çözüp keyif çatarken, eğri büğrü bir yüzey geometrisi ile karşılaşınca "önemli olan 'ideolojik saflık' sorunu değil, ideolojik çekirdeğin korunup güçlendirilmesi sorunudur" demek de neyin nesi! Büyük politik geometri ustalarımız Marx ve Engels ve dahi Lenin böyle mi yapmıştı!
YanıtlaSilCümle şöyle: Burada bahsedilen sadece "ideolojik saflık" sorunu değil, ideolojik çekirdeğin korunup güçlendirilmesidir.
YanıtlaSilSavunulan ve önerilen hem "ideolojik saflık", hem "ideolojik çekirdeğin korunması, hem de "güçlendirilmesi...
Tüm bunlar için de, "savrulmamak", "savrulanların" en azından cebine taş koymak ki balon gibi havaya uçmasınlar....
Katı olmak ise gayet açık, ağır olmak, yere basmak, savrulmamak...