1.3.13

SAĞ'IN KİMLİK BUNALIMI DAHA DERİNDİR


Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla birlikte, Sol için tarihsel bir bunalım ortaya çıkmıştı. Bunalıma Çin'in piyasa sosyalizmi uygulamalarıyla dünya kapitalizmine tümüyle bağlanması ve Yugoslavya'nın iç savaşlarla parçalanması da ekleniyordu. Kapitalizm, liberalizm kazanıyor, dini ve milli kimlikler adeta tekrar "hortluyordu". Sol'un bu küresel ölçekte çözülmesi, sol teorinin olmasa da, sol ideolojilerin geri çekilmesine neden oldu.

Fakat, Sol'ın bu küresel bunalımının yanında, Sağ'ın bunalımı farkedilmedi. Oysa, ne sanayi kapitalizmi vardı artık, ne de sanıldığı gibi, liberalizm ya da muhafazakarlık.

Kapitalizmin yükselen mali ve spekülatif niteliği, ne kapitalist üretimi, ne de üretken sermayenin yükseliş zamanındaki hakim ideoloji ve teorisi olan liberalizme olanak sağlıyordu.

Ne de, zamanında yükselen burjuvazinin köktenciliğine itiraz eden, muhafazakarlığa.

Fakat, Sağ, bunalımı basit bir "neo" (yeni) önekiyle geçiştirme kurnazlığı yaptı. Liberalizmin, muhafazakarlığın başına, "neo", "yeni", ekleyip, devam etmek istedi.

Devam edemediği ise, dünya çapında gerçekleştirilen Amerikan askeri müdahaleleri ve son küresel ekonomik bunalımla iyice su üstüne çıktı.

***

Sağ kesimler için, yaklaşık kırk yıldır dolaşımda olan kavramlar arasında "neo-liberalism", "neo-conservativism" en popüler olanlarıdır. Bu kavramlar yanyana da gelmiş, mesela "liberal-conservative" gibi türevler de kullkanılmıştır. Ancak, her ne kastediliyorsa, daha kapsayıcı, belki daha doğru kavram, "New-Right", "Yeni-Sağ" idi.


***

Neo-liberalizmin liberalizmle, neo-conservatism'in conservatism'le bağlantısı oldukça sorunludur.

Liberalizmin, Aydınlanma düşüncesi içinde bir düşünce, teori, ideolojiydi. Birey, evrensellik, ilerleme, bilim kavramlarını içinde barındırıyordu. Özel mülkiyet hakkı, yaşam hakkı düzeyinde kabul ediliyor, devlete sınırlandırılması gereken, tehlikeli bir kurum olarak bakılıyordu.

Neo-liberalizm ise, evrensellik yerine küreselleşmeyi, ilerleme yerine ekonomik büyüme ve sermaye birikimini, birey yerine de sadece piyasa ve özel mülkiyeti koymuştur.

Haliyle, neo-liberalizmin liberalizmle bağlantısı, insanın maymunla bağlantısı ne kadarsa, o kadardır. Diğer deyişle, neo-liberalizm, liberal değildir.

Neo-Muhafazakarlığın muhafazakarlığı da, liberalizmin yaşadığı türsel farklılaşmayı yaşadı. Toplumun tasarlanmasına ve kökten devrimci değişimlere muhalefetiyle kendini tanımlayan muhafazakarlık, aslında kendiliğinden, evrimsel değişimi savunmak anlamına geliyordu.

Neo-Muhafazakarlık ise, muhafazakarlıktan sadece, geleneksel kurumları savunmayı, desteklemeyi anlıyor. Aile, din, devlet, gelenek gibi kurumların korunması ya da güçlendirilmesiyle, piyasanın parçalayıcı, yıkıcı güçlerine karşı konulacağına inanıyor. Bu haliyle, varlığı liberalizme ya da liberalizmle bağlantısı kalmamış olan neo-liberalizme bağımlı bir düşünce, konum olarak, temelsizce, varlolmaya çalışıyor.

Haliyle, neo-conservatism'in conservatism ile ilişkisi de, oldukça zayıf, belirsizdir.

***

Liberalizm ve muhafazakarlıkla ilişkisi bu denli kusurlu, belirsiz ve zayıf hale gelen kapitalizm, zihinsel yaratıcılığını da yitirdiği için, eski ideolojilerinin başına sadece "neo", "yeni" koyarak, tarihsel bir devamlılık sağlamaya çalışıyor.

Ancak liberalizmden kalan piyasa, muhafazakarlıktan kalansa, eski hurafelerin tekrar piyasa sürülmesinden ibarettir.

Para piyasaları ve cemaatlerin hurafeleri kapitalizmi kökünden çürütürken, ne liberalizme, ne de muhafazakarlığa pek yer yoktur.

***

Demek ki, esas kimlik bunalımı Sol'da değil, Sağ'dadır.

Sol, daha önce de sol taraftaydı. Bugünün Sağ'ı ise, geçmişte liberalizmle birlikte, hurafelere, feodaliteye karşı, Sol'da yeralıyordu.

Sol'dan Sağ'a geçince de, tarihsel misyonunu terketmiş oldu.


----------------
Bu yazı kapsamında şu iki yazıya daha bakılabilir:

http://ercangundogangazetta.blogspot.com/2012/10/kavramlar-ve-hegemonya.html

http://ercangundogangazetta.blogspot.com/2012/05/20-eylul-2009-afrika-pazar-ercan.html






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder