İmralı Süreci, önümüzdeki, Mart 2014 Yerel Seçimleri, Ağustos 2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi, 2015 Genel Seçimleri'ne kadar ne hale gelir, bilemiyoruz.
Üç seçimden önce aşağı yukarı sırasıyla bir, bir buçuk ve iki yıl bulunuyor.
Demek ki, İmralı Süreci devam ederse, sırasıyla, önce yerel yönetimler, sonra Başkanlık, sonra da, seçim barajı ve BDP-PKK-KCK konusunda rahatlama yaratacak düzenlemeler, yapılacak.
Seçim sistemini etkileyecek yasal değişiklikler en az bir yıl öncesini şart koştuğu için, süreç daha da hızlanıp, yoğunlaşmak zorunda.
Ancak, bu süre zarfında, AKP'nin oy yüzdesinin azalması, tepki ve çare olarak da, tekrar milliyetçiliğe başvurması kaçınılmaz. Suriye fiyaskosu ve İmralı Süreci, CHP ve MHP'nin oylarını arttırıyor. Bu da, AKP'nin İmralı Süreci'ni yavaşlatmasına, hatta, durdurmasına neden olacaktır.
Öte taraftan, bırakalım iki yılı, bir yıl bile yeteri kadar uzun bir süredir. Çünkü "kim öle, kim kala", durumu herkes için geçerlidir.
Suriye'nin durumu, İran Müdahalesi'ni etkileyecek, bu da, AKP ve ABD'nin planlarını revize etmelerini gerektirecektir. .
Fakat, İmralı Süreci'ni esas etkileyecek olan, Abdullah Öcalan'dan çok, PKK'dır. Kırk yıllık tecrübeye sahip bu örgüt, Mao'nun devrim stratejisine ve Maocu devrimin gelişim bilincine sahiptir. Türkiye'ye, hele de AKP'ye tam bir güven duymaları beklenemez. Tıpkı Türkiye ve AKP'nin PKK'ya tam güven duymadığı gibi.
Kaldı ki, İmralı Süreci'nin baş aktörü Abdullah Öcalan, bir mahpustur. Bir mahpus ne kadar müzakere yapabilir, bunu PKK, dikkate almaktadır.
***
Kürt tarafı ve AKP, iki yıl içinde yapılacak üç seçim öncesi, kısa vadeli düşünüp, kazançlarını arttırmaya çalışıyorlar.
Kürt tarafının avantajı, uzun koşucu PKK ile desteklenmiş, BDP'dir.
AKP'nin avantajı ise, Kemalist Cumhuriyet'i gittikçe zayıflaması, daha önemlisi, NATO'nun parçası TSK'nın, İmralı Süreci'ne destek olmasıdır.
AKP'nin kazancı Kürtler'e verilecek bazı ödünlerle, liderlerini Başkan yapmakken,
Kürtlerin kazancı, anadillerinin Türkçe yanınında eğitim dili olabilmesi ve Kürtler ile Türkler'in anayasal eşitliğini sağlamak, kısmi ve sınırlı da olsa, genel af çıkartmak, olacaktır.
Elbette, her iki taraf için de, her kazanç, sonraki kazançların alt yapısını oluşturacaktır.
Başkan Erdoğan, AKP'nin devamını sağlayacak, laikliği Anayasa'dan çıkartabilecek, devlet dairelerinde türbanı serbest bırakacak ve elbette gerekli tüm "tasfiyeleri" yapacaktır.
***
Ama tüm bunlar olacak mıdır?
Sanmam!
Çünkü,
1) Yakın zamanda üç seçim olacaktır; seçime giden her sağ parti, popülizmin zirvesine çıkar;
2) CHP ve MHP dışında, devletin tümü sürece dahil edilmemiştir; Siyasal destek eksik ve kusurludur;
3) Türkiye yeni yeni konuşmaya, yazmaya başlamıştır; kamuoyunun hazırlanması yılları gerektirir;
4) Sorunun bizzat kendisi, 200 yıllık bir tarihe sahiptir. Bir ya da iki yılda çözülmesi mucize gerektirir;
5) Baş müzakerecilerden biri mahpustur; her söylediğine, yazdığına biat edilmez;
6) Taraflardan biri İslamcı, diğeri sosyalisttir; kan uyuşmazlığı vardır; Bu türden ciddi sorunlar, sol iktidarlar tarafından çözülebilir ancak;
7) Terörü ve PKK'yı bitirmekle, Kürt sorununu çözmek, aynı anlama gelmemektedir. AKP'nin amacı, terörü bitirmek, karşılığında sınırlı ödünler vermektir;
8) PKK, Türkiye Cumhuriyeti ile masaya oturma ve müzakere yapma konumuna gelebildiği için, silahlarını bıraktırmak, daha da imkansız hale gelmiştir.
9) AKP sadece İslamcı değil, milliyetçidir de;
Veeee...
10) AKP, düşebilir.
En azından ancak o zaman, müzakere yapmak, tarihsel sorunları çözmek, mümkün olur.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder