28.6.12
ÖZEL KANUNLAR, ÖZEL MAHKEMELER, ÖZEL SUÇLULAR
Türkiye olağanüstü dönemlerini bitiremiyor. Kurtuluş Savaşı sırasında ve sonra kurulanlar, devrim mahkemesidir. Devrimin istemedikleri, devrim mahkemesine çıkar. Devrimi kimler yapıyorsa, suçu da onlar belirler.
Türkiye, 27 Mayıs ve devamında, devrimini tamamladığı için, devrim mahkemeleri değil, faşist mahkemeler kurabilirdi. Zaten, devrimin 27 Mayıs'la birlikte bittiğinin kanıtlarından biri budur.
12 Mart'la birlikte, sıkıyönetim ilanları, özel yetkili Devlet Güvenlik mahkemeleri, olağanüstü değil, olağan uygulamalar haline geldi. 12 Eylül, olağan ve olağanüstü ayrımını bile kaldırdı.
Şimdi, özel yetkili mahkemelerin kaldırılması konuşulmaktadır. Mesele sadece, isim değişikliğiyle eski mahkemelerin devamı değil.
Mesele, binlerce kanun maddesiyle, örgütlenmenin, düşünmenin, eleştirinin, yasaklı olmasıdır. Özel Yetkili Mahkemeler'in tümüyle kaldırılması, binlerce kanun ve maddesine dokunmayacaktır.
Özel mahkemeler değil, özel kanunlar, esas meseledir. Özel kanunlar, özel suçlular, özel davalar demektir.
Türkiye'de kanunlar tüm vatandaşlar için çıkarılmadığı için, tüm vatandaşlara da eşit içerik ve biçimde uygulanmaz. Kanunlar, mahkemeler, suç isnatları, her zaman, "özel" olmuştur.
Kişilere özel kanun çıkarılıyorsa, kişilere özel mahkemeler de kurulur. Bizde hala, hukuk gayrişahsi, soyut ve genel hale gelemedi. Şahsi, somut ve kısmi olmaya devam ediyor.
Konu sadece siyasi değildir. Hukuk, bizde, hükümete gelenin kendi yararına "kural" koymasıdır. Ayrıca, Meclis, siyaset yapılan bir yer olmaktan çok, sürekli kanun çıkarılan bir hukuk matbaasına benzemektedir.
Sürekli kanun çıkaran, her sorunun çözümünü yeni kanunlar çıkartmakta gören bir siyasal kurum, hukuk kurallarını, hukukçuların bile içinden çıkamayacağı bir karışıklığa sokmakta, derleme, dil ve yorum sorununa yolaçmaktadır.
Hukukçuların bile içinden çıkamadığı bir hukuk sistemi, vatandaşın hakkını korumasını, haklarını bilmesini, tümüyle engeller.
Hukukun bu denli değişken ve karışık olması, yurtdaşın siyasetten dışlanmasının bir nedenidir. Çünkü, kuralları bilmeyen, tartışamayan yurttaş siyaset yapamaz, yaparsa da, suç işleme olasılığı yüksektir.
Türkiye'de, suç listesi o denli uzundur ki, hak ve özgürlükler listesinin kısalığıyla alay eder.
Konuşma, yazma, düşünce yayma, örgütlenme özgürlüğü, anayasa ve kanunlarla verilmiştir.
Ama, bir düzine kanun, bu özgürlüklerin tümünü geri almıştır.
Her düşünce ve eylem, terörle mücadele kanununa, devleti koruyan kanunlara, milletin manevi değerlerini koruma maddelerine, çarpar.
Kutsallıklarla, yasaklarla dolu hukuk düzenlemeleri, Meclis'in kanun matbaası gibi çalışması, hakim ve savcıların devletin emrinde sıradan memurlar olması, kanunların adeta hukukçulara iş imkanı sağlamak üzere karışık ve hacimli tutulmaları, hak aramanın maliyetli ve zahmetli olması, Türk hukuk sistemini, hem siyaetçilerin, hem de hukukçuların oyuncağı haline getirmiştir.
Hukuk tıpkı siyaset gibi, çok fazla "özel" haldedir. Özel kesimler, özel mahkemeler, özel suçlar, özel durumlar...
Siyaset ve hukuk, kamusal niteliklerine kavuşamamıştır. Özel kesimlerin özel kural ve uygulamaları düzeyinde kala kalmıştır.
Özel davalar, özel mahkemeler varsa, vardır. Yargı süreci özel kurallara göre yapılır. Zanlılar, özeldir.
Son yılların özel davaları, kitlesel niteliğe büründü. Özel kişilerden, özel kitlelere, kesimlere doğru "özel"in alanını genişlettiler.
Sarı Gelin, Balyoz, Ergenekon, KCK, Şike,.... isimli davalar adeta Emniyet'in yaptığı operasyonlara verilen isimler gibi. Yargının Emniyet'le, Emniyet'in Hükümet'le, Hükümet'in başkalarıyla ilişkileri, oldukça özel olmalı.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti, çok ama, çok fazla, "özel" niteliktedir.
Hani devlet, "kamusal"dı, devlet memurları, "kamu görevlileri" idi?
Hani hukuk, gayrişahsi, soyut ve geneldi?
Hukuk, siyaset, tıpkı ekonomi gibi, tümüyle "kamusal" hale gelmelidir. Ekonomi "özel" olsun, diğerleri "kamusal" olsun demek, tutarlı değil.
Bizde özel kanunların özel mahkemeleri ve özel suçluları bulunuyor.
Bu "özellik", ya sosyalistlere, ya Kürtler'e, ya da, kıstlı ve geçici olarak, İslamcı'lara özel düzenlemelerdir.
Öyle anlaşılıyor ki, tarhsel olarak muhalif olanlar, özel hukuki statülerini koruyorlar.
Muhalifler "özel"se, devlet de, çok fazla "özel" durumdadır. Kamusal ve ulusal niteliğe kavuşamaz.
EUROPE AND AMERICA AS THE PERIPHERIES OF HISTORY
History starts in Mesopotamia, India, Egypt and China as well as in Iran and Anatolian plate and spreads into the other places. Not more, but only five centuries of Greek and Roman civilizations imply a temporary shift. Even they are a part and an extension of the East.
Europe did rise after the sixteenth century and connect itself to intellectual and political traditions of Rome and Greece. Untill that time, it had not had any historical significance.
It became a historically revolutionary geography by re-introducing and re-interpreting ancient theories. But, more importantly, it invented capitalism as a new stage of social evolution in history by dissolving feudalism, religious ideology and static agrarian life.
Politically, it put foward individual, rationality and science and made them the centers of life.
English, French, and American revolutions established the modern liberal system in economy, politics and ideology.
America and Europe, however, became outmoded with the uprisings of 1848 when socialist revolutions erupted all over Europe. Paris Commune of 1871 became the sign of the coming social relations, political systems and a new life.
Historical death of Europe and America was seen in the rising power of the working classes. Once socialism, with its theory and concrete class forces, became a political, economic, ideological and social force, the historical contribution of Europe and America had been exploited in favor of new historical forces and geographies.
History and geography of social forces for change were shifted to the East, as Kautsky and then Lenin observed.
The twentieth century objectively demonstrated this global shift in the centers of change as the Russian Revolution was written in the name of Marx by Lenin.
The center of the world for change had been operating outside Europe and America.
Not surprisingly, with and after the fall of Russian socialism, the center has been still in the East and has not gone back to Europe and America. Probably, it will not.
European and American working classes still need the imperialist rents extracted from rest of the world. Even if they are defaulted, they still keep the hope for rolling over their debts after a governmental change. They do not know what socialist revolution is. They do not have coordinated socialist organizations. They have still powerful hopes towards their political and economic systems. Their middle classes, that is, petty-bourgeoisie, prefer capitalism to socialism since their proletariat is only a lower section of the middle classes.
China, India as well as the Middle East and Central Asian masses are composed mainly of workers and peasants. All of them, nevertheless, support and hope something from, economic development of their countries.
However, they will learn that they have to offer not only normal amount of surplus value to their states and capitalists, but also an additional amount, that is monopoly rent, to the Europeans and Americans. They already know that the price of their economic development is over-exploitation, environmental deterioration, dissolution of families, suicides and mental breakdowns.
The East cannot shoulder such a burden and cannot keep capitalism in operation so long.
The East's development shows the parasitic characteristics of the West and more significantly, that it is the center of radical change for it and for the West.
In Lenin's time, the West had been expected to mobilize its revolutionary power to support the Russian Revolution. But now, it can be just expected that the West include itself to the revolutionary change in the East.
Therefore, currently, the West needs the support of the East, contrary to Lenin's time.
Now on, the main role, surely, is in China, India, and the Middle East, as the central, revolutionizing powers of history.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
-
Yıllar önce memleketten ayrılırken umumi durum şöyleydi: Bütün devlet dairelerinin çatısında beyaz bayraklar dalgalanıyor ahali yeter ki eşi...
-
Rekabet, Kariyerizm, Hırs Ve tersleri: Kendini aşma Liyakat İdealizm
-
Devlet Bahçeli ne derse desin, meclis politikacıları oldukça saygılı ve dikkatli yorum yapıyorlar. Devlet Bahçeli'ye kendilerini kabul ...