Her gün onlarca Suriyeli, Kürt, Türk ölür. Sıradan bir magazin haberi gibi izlenir ölümleri. Yaşayan halleri ne kadar değerliyse, ölüleri daha da az değerli görülür.
Kapitalizmin insani yüzlerini temsil edenler, mesela Immanule Kant, insanın kendi başına bir değer olduğunu söylüyordu. Fakat Kant da liberaldi neticede.
Değerin ne olduğunu anlamak için, kapitalizmin "değer teorisini" anlamak gerekir.
Değer teorisi en iyi ücret farklılıklarıyla gösteriri kendini. Daha kusurlu olmak üzere de, fiyat farklılıklarıyla.
Bir mal başka bir maldan neden pahalıdır sorusu, değerleri farklı diye, yanıtlanabilir. Değer farklılığı, çoğu zaman fiyat farklılığıyla görünür.
Herhang bir nesnenin değeri, ne kadar emek içerdiğiyle belirlenir. Bir insan için, yetişmesi ne kadar emek gerektirmiş diye, anlaşılabilir.
Bir mühendisin yetişmesi için ne kadar para harcanmıştır, mesela. Ya da, sıradan bir işçi için, ne kadar? Haliyle, aldıkları ücretler de farklıdır.
Değeri ya da emek gücü fiyatları farklı insanların, sosyal ve politik değerleri de ona göre ortaya çıkar.
Eğitimli bir işadamı değil, işsiz bir Filistinli ölmüştür.
İstanbullu zengin bir ailenin çocuğu değil, eğitimsiz, işsiz, bir kişi polis kurşunuyla ölmüştür.
Fark büyüktür.
Zaten cenaze törenleri bile farklı olacaktır. Gazetelerde, televizyonlarda yeralma biçim ve içerikleri de.
Değer teorisinin ilk sistemli hali, Adam Smith'de bulunuyor. Bu teorinin en sistemli ve en sert bilimsel, politik eleştirisi ise, Karl Marks'a aittir. Marks bu teorinin ismini, emek değer teorisi olarak adlandırıp, emeğin kurtuluşu teorisine dönüştürür.
Burjuva ekonomistleri, Adam Smith'in geliştirdiği teoriyi sonradan Marks'ın teorisine yolaçmış olması nedeniyle terkedip, kaba ekonomi teorileriyle değiştirdiler.
Böylelikle, değerin fiyatla ilişkisini, artıdeğerin, sömürünün, sınıfların varlığını, reddettiler.
Ama, insanın değerini, farkında olmadan, hala eski usülle yaptıklarının farkında değiller.
İktisatçılar, finans ve sigortacılık uzmanları, insanın ekonomik değerini hesaplarken,
o insanın, kaç yaşında olduğuna, mesleğine, hastalıklarına bakıyorlar.
Diyelim ki, 24 yaşında mühendis bir erkeği kazayla öldürdünüz. Tazminat ödemeniz gerekir.
Bu mühendisin ne kadar kazandığına bakıyorsunuz. Sonra yaşadığı ülkenin ortalama ölüm ve emeklilik yaşlarına. Yaşasaydı ne kadar para kazanırdı diye hesaplama yapıyorsunuz.
Yanlışlıkla öldürülen mühendisin ekonomik değeri ortaya çıkıyor.
Eğer yanlışlıkla öldürdüğünüz kişi işsiz, eğitimsiz olsaydı, hele bir de yaşlı, hasta, değeri oldukça düşük olacaktı. Yakınları, küçük bir tazminatı hakederdi.
Sanıyorum şimdi anlaşılmıştır, bir Kürt'ün ya da Filistinli'nin ölümüyle, herhangi bir Avrupalı'nın ölümü arasındaki "ekonomik" uçurum.
***
Kapitalist değer yasası demek ki, kapitalistlere ve onların iktisatçılarına rağmen işliyor.
Galileo ne demişti, "ben dönmüyor desem bile, yine de dönüyor!".
Kapitalizm de, kapitalistlere, onların sözde bilimcilerine rağmen, Marks'ın teorize ettiğine uygun şekilde çalışmaya hala devam ediyor.
Değeriniz nedir?
Sizin mevcut hale gelmenize yatırılan değer, emektir!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder