Fransız Devrimi ve aşamaları ile ilgili sözlerinde, Marks, devrim rahip ve rahiplere karşı, öğretmenleri koydu der. Devrim eski dinsel ideolojiye karşı, kendi bilimci, pozitivist ideolojisini yerleştirmek ister.
Mustafa Kemal Atatürk de, jön-Türk devrimcileri gibi düşünür ve Fransız Devrimi hayranıdır. "Hayatta en hakiki mürşit ilimdir" der.
Yeni toplumsal ilişkilerin gelişmesi, serpilip yayılması için, bilimsel düşünce, modern eğitim ve okullara büyük önem verir. Cumhuriyet için en saygın mesleklerin başında, öğretmenlik gelir.
Öğretmenler, imamların, şeyhlerin karşısına konularak, modern Türkiye yaratılacaktır.
Mustafa Kemal Tanzimatçı değildir. Bu nedenle, kısmi, parça parça değişimlerle modernleşilemeyeceğini bilir. Türkiye insanının giyimine, kuşamına, diline, okulda kullandığı alfabeye müdahele etme gereğini duyar.
Modern yurttaş nasıl yetişecektir? Bilimle, kadınların yükseltilmesiyle, laikleşmeyle.
Mustafa Kemal Atatürk pek çok nedenle, kültürün, dilin, sanatın, kurumların değişimine ağırlık vermek durumundadır. Yoğun bir sanayileşme, kentleşme imkanı ya yoktur, ya da korkulan bir durumdur. Rusya tipi bir dönüşümün sınıfsal temelinden uzak olan Türkiye, mecburen, altyapıyı değil, üst yapıyı dönüştürmeye çalışır.
Cumhuriyet Türkiyesi aslında "kültür devrimi" yapar, yapmaya çalışır. Ama, köylünün, taşranın, tüm dinsel ilişkilerin ekonomik temeline dokunulamaz. Zayıf milli kapitalistler, devlet eliyle güçlendirilmeye çalışılır.
Cumhuriyet'in kültür devriminde en önemli öğe, özne, öğretmenler ve eğitimdir.
Bu nedenle de, on yıllarca, öğretmen ve eğitim, devrimin temel dönüştürücü gücü olarak kalır.
***
1980'lerden sonra, öğretmen, eski ideolojik ve saygın konumunu kaybetmiştir. Maaşları, yaşam şartları gerilemiş, adeta, yoksullar arasına itilmişlerdir. Ülkenin en zeki, çalışkan, "idealist" öğrencileri, işletmeci, bankacı, mühendis olmaya çalışıyor. Hatta, hiç de yüksek zeka gerektirmeyen, tıp fakültelerine yöneliyorlar.
Öğretmenlik artık sadece, eski devirlerden kalma insanlar için, çok önemli, çok değerli bir meslektir. Üniversite sınavında yüksek "puan" alamayan öğrencilerin tercihidir.
Tercihidir, çünkü, Türkiye'de devrim biteli, on yıllar geçti. Atatürk döneminin yetiştirmeye çalıştığı milli burjuvazi, kapitalist sınıfı, iktidarı ekonomide, siyasette, ideolojide ele geçireli, uzun zaman geçmiştir.
Milli kapitalistlerimizn artık ilerleme, aydınlanma, feodalizmi tasfiye etme ihtiyaçları bulunmuyor. İhtiyaçları, bizzat kendi sistemlerine karşı ayaklanan işçi sınıflarına karşı, tüm eski ve gerici düşünce ve kesimlerle ittifak yapmak, kendi devrimlerinin başka bir devrimle yıkılmasına karşı mücadele etmektir.
Bu nedenledir ki, Cumhuriyet'in yaratıp desteklediği milli kapitalistler, Cumhuriyet öncesi kesim ve düşünceleri ileriye sürmüşlerdir.
Cumhuriyet devrimi 1960'larda tamamlandı. Tamamlanır tamamlanmaz da, sosyalist muhalefet ve saldırıyla yüzyüze geldi. Devrim tamamlanmıştı ama, devrimle iktidarı tümüyle ele geçirenler, yeni devrim isteyenlere karşı harekete geçirildi.
Kimler, elbette, İslamcılar ve Ülkücüler.
İslamcılar ve Ülkücüler 1980'e geldiğimizde yeni devrim isteyenlere karşı başarıya ulaşmışlardı.
Öyleyse, öğretmenin yerine imamın, caminin, imam-hatip okulunun, diyanet işlerinin, zorunlu din derslerinin ileri sürülmesi mümkündü. Artık eğitimin bakanı, Darwin'e saldırabilirdi. Tüm sosyalistler "anarşist" ilan edilip hapislerde çürütülebilirdi.
Hem öğretmenler, hem de solun etkisine girmiş üniversitelerin hocaları, akademisyenleri, "adam edilip", gelir ve saygınlıkları düşürülebilirdi.
Neticede Turgut Özal'dan RT Erdoğan'a son otuz yıl, öğretmenin yerine tekrar imamı, şeyhi, okulun yerine de tekrar tarikatları koyabildi. Bu dönemin en büyük "özgürlük" eylemlerinden biri, "türbana özgürlük" olmuştur. En çok konuşulan konularından biri de, İmam-Hatip Okulları ile ilgili tartışmalar.
Bugün itibariyle, askeri okullara bile Kuran dersleri konulmuştur. Zaten "peygamber ocağı" olan ordunun okullarına!
"Kindar ve dindar" nesil isteyen, öğretmeni ne yapsın? Öğretmen "burjuva devriminin" kuruluş ve yükseliş dönemine aittir.
Çoktan tüm iktidarı ele geçirmiş burjuvazi, "devrimi" ne yapsın? Devrim, devrim yaparken olur!
***
Öğretmenin imama karşı konmasının neticesi aslında imamın tekrar öğretmenin yerine konması değildir elbette. Karşımızda bir sentez vardır. İmam, öğretmenin işlevlerini de yüklenmeli, "hakiki mürşit"i yeniden yorumlayabilmelidir.
Bu sentez, din ve bilimin, modernleşme ve gericiliğin yeni bir sentezidir.
Bu senteze, Avrupa tarihinde, "skolastik" deniyordu.
Bizde ise, bu skolastik sentez, Nurcu, Süleymancı olup bilim yapmaya karşılıktır.
Örneğin, evrim teorisini reddedip, genetik mühendisi olmak gibi...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder