22.8.12
DİN VE BİLİM TARTIŞMALARI NİYE BİTMİYOR?
İki taraf, bilim ve din tarafları biraraya geldiğinde, bilindik komiklikler yaşanıyor.
Bilimciler, din ve bilimin farklı olduğunu, ya da tartışma şiddetlenirse, çatışdıklarını söylüyorlar.
Din tarafında olanlar ise, ya dinin felsefe gibi herşeyi içinde taşıdığını, ya da, bilimle uyumlu olduğunu söylüyorlar.
Tartışmalara Galileo, Darwin, Einstein'ın adları da karışıyor.
Dindarlar, Kuran'da pek çok sureyi, bilimsel buluş ya da teorilerin gizli temeli, ifadesi olarak görüyor.
Dualist bir karşılaşma. Ya da, dindarlıkla bilimselliği birleştirmeye çalışan bir skolastizm. İki taraf da, ilgili metinleri, kendi yararına analiz edebiliyor.
Din ve bilim aslında birbirlerinden etkilenen, sonra da birbirlerinin yerine geçmeye çalışan düşünce, açıklama ve bilgi sistemleri.
Birbirlerine yakın ya da rakip oldukları dönemler vardır. Ama, artık ne yakın ne de rakiptirler.
Bilim ve din arasında neredeyse tüm bağlar kopmuştur.
Bu kopuş, rönesans, humanizm, aydınlanma hareketleriyle başlayıp, sosyalist düşüncenin gelişmesiyle kesinlik kazandı.
Her ne kadar rönesans ve aydınlanmacılar deist denilen inanca sahiplerse de, o dönemde, deizm, ateizme oldukça yakın bir düşünceydi. Aydınlanmacıların pek çok sembolik lideri, Tanrı'nın varlığını kabul ederken, ne dinleri, ne de peygamberleri kabul ediyorlardı.
Deizm, ateizmin temellerini hazırladı denebilir. Her nekadar Antik Yunan'da atomcular ateizme oldukça yaklaşmış olsalar da.
Atomculardan Epikür, Tanrı olsa da, bizimle bir ilgisi yok diyerek, değişik bir açıklama getirmiştir. Tanrının varolup olmadığı tartışmasını önemsizleştirerek, bir tür ateizm yapmıştır.
Ancak, deizmden ateizme geçmek, doğrudan kutsal metinler ve iddialarının bilimsel, felsefi analiziyle mümkün oldu. Almanya'da Genç-Sol-Hegelciler, İncil'in efsanlerle dolu olduğunu, dinlerin insanın topluma ve devlete yabancılaşma sonucu geliştiğini söylediler, yazdılar.
Marks genç döneminde, hümanizmanın, ateizme, oradan da sosyalizme yolaçtığını formülleştirdi.
Marks "dine saldırmak" yerine, "dini yaratan toplumsal koşullara saldırmak gerek" diyerek, meseleyi, tümüyle toplumsal değişim ve mücadele alanına kaydırdı.
Dinsel metinlerin bir avantajı bir de dezavantajı bulunmaktadır. Dezavantajları, tarihin bir döneminde nihai olarak yazılı hale getirilmeleridir. Bu, dini düşünceyi sabit hale getirerek, değişikliğin önününü kapatır. Ama, avantaj olarak görülen ise, dini metinlerin "açık" ve "gizli" ifadelere sahip olduğunu kabul ettirmekte yatar.
Dini metinlerin, açık ve gizli anlamları olduğu düşüncesi ise, dini metinlerin toplumsal koşullara göre yorumlanmasının önünü açmaktır. Ama, böylelikle, dini metinleri sıradan insanların tümüyle anlayamayacığı da söylenmiş olur. Tevrat da, Kuran da, gizli ve açık anlamlar ayrımını yaparak, kendilerine hem esneklik, hem de sabitlik kazandırmış olurlar.
Bilimle dinin kavgası, en eski kavgalardandır.Ama zaman zaman tekrar ortaya çıkıyor. Bunun nedeni, dinin, sivil toplumda ya da devlette, hala bir güç olmasıdır.
Kürtaj meselesi, ibadet yerlerinin yapılması, Darwin tartışması, dini kuralların kamusal alanda geçerliliğini iddia etmek...Ama tartışmalar, artık astrofizik alanında bitmiştir. İnanan, inanmayan ilişkilerinde de bitti denebilir.
Din-Bilim tartışması aslında evrim ve Darwin konusunda da bitmiştir. Öyle ki, Anglikan kilisesi çoktan Darwin'in kuramını kabul ettiğini açıklamış bulunuyor. Zaten Galileo'nun güneş ve dünya teorisi de, Papalık tarafından 1950'lerde kabul edilmiş durumdadır.
Fakat, Din-Bilim tartışması, bekleneceği üzere, yoğun olarak, sadece müslüman toplumlarda sürüyor.
Nedeni gayet açık: Laikleşme, bilimsel eğitimin yaygınlaşması, bu toplumlarda hala yeterli seviyede değildir.
Müslüman Ortadoğu toplumlarının çoğunda, dinsel fanatizmle dolu geniş bir genç nüfus bulunuyor.
Ancak, Türkiye'de olana ne demeli? Türkiye Ortadoğu'da en laik en ileri toplumlardan olduğu halde?
Gördüğüm kadarıyla, Türkiye'de geniş bir genç kesim, hala skolastik bir eğitimden geçmektedir. Kuran Kurslarına giden çocuklara, modern fen ve sosyal bilimler öğretildiğinde, çocuk ya da genç, elbette ömrünce Darwin'i temel bir hayat sorunu olarak görecektir.
Bir de, Türkiye'de din bilimi öğretilmediği açıktır. Din öğrenen çocuk ya da üniversite öğrencisi, bunu bir bilim olarak değil, inanç olarak öğrenmektedir. Üniversite öncesi din eğitimi ise, propaganda ve ideolojiden ibaret. Oysa, din bilimsel olarak uzun zamandır çalışılıyor. Üstelik de, dindar olmayanların da katılımıyla. Örneğin ben, Kuran, Tevrat okuduğumda aldığım notları, dindarlara gösterme aptallığını göstermeyecek kadar, akıllı olduğum halde, bunları inananlarla paylaşma imkanına sahip olmalıydım.
Darwin, din karşıtlığının sembolik figürü olarak dindarların gözde düşmanı olmuştur. Tümüyle evrim teorisine göre gelişen genetik, biyoloji, tıp gibi alanlarda eğitim gören genç, öğrendiklerinin arkasında Darwin'in teorilerinin bulunduğunun farkında bile olsa, öğrendiği bu alanlara değil, Darwin'e saldırmakta mahzur görmemektedir.
Türkiye hala, İslamcı kesimler açısından, skolastik bir eğitim ve bilim aşamasında bulunuyor. Bilimsel eğitim ve kutsal kitabın bu eğitime göre yorumlanması.
Evren kuramları, evrenin küçülüp büyüdüğünü söylüyorsa, çocuk gidip Kuran'da, göklerin küçülmesiyle ilgili bir ayeti hemen bulabilecektir.
Bir kelime ya da söz, acaba kaç farklı şekilde yorumlanır da, ona kaç farklı anlam izafe edilebilir? Bilemiyorum.
***
Dinsel metinlere inananları en çok etkileyen bilimsel bilgi, Darwin'in maymunlarla akraba olduğumuzu, bu gün olduğumuz gibi yaratılmadığımızı son kez göstermesi olmuştur. Bir de, yaratıcıya ihtiyaç olmadığını göstermesi.
İnananlar için artık Galileo, Kopernik vs. sorun çıkarmıyor. Çünkü kutsal metinlerin "gizli" anlamları yorumlanarak gerekli açıklamalar yapılıyor.
Fakat, maymunlarla olan akrabalığımız, türlerin değişmekte, evrilmekte oduğunun ispatı, günümüz biyolojisinin neredeyse tamamının evrim teorilerine dayanması, skolastik olmayı da imkansız hale getiriyor.
Son olarak, Darwin'in doğa bilimlerinde yaptığının çok daha fazlasını Marks'ın insan ve toplum kavrayışında yaptığını söyleyerek bitirelim. Marks evrime bir de, devrim kavramını, olgusunu ekleyerek, insanlığı da, bilimini de, çok daha ileri bir aşamaya getirmiştir.
Zaten, din bilim tatışmaları hep gelir, Darwin'le Marks'a dayanır, orada kalır.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
-
Yıllar önce memleketten ayrılırken umumi durum şöyleydi: Bütün devlet dairelerinin çatısında beyaz bayraklar dalgalanıyor ahali yeter ki eşi...
-
Rekabet, Kariyerizm, Hırs Ve tersleri: Kendini aşma Liyakat İdealizm
-
Devlet Bahçeli ne derse desin, meclis politikacıları oldukça saygılı ve dikkatli yorum yapıyorlar. Devlet Bahçeli'ye kendilerini kabul ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder