Nüfuz cüzdanında "islam" yazmakla yüzdo doksan
dokuzumuzu "müslüman" yapamadıklarına göre, bazı sosyalist partilerin
aldıkları oylara bakarak da, sosyalistlerin sayısını tespit etmek mümkün değil.
Türkiye'de 1980 öncesi nüfusun yarıdan fazlası sosyalizmi
destekler durumdaydı. İllegal sosyalistlerle, CHP'ye oy verenler, örgütlü
olanlar, sendika eylemlerime katılanlar, hep sosyalist saftaydı.
Hatta, Ruhi Su, Livaneli, Cem Karaca dinleyenler de,
sosyalizmin "içindeydi".
Nüfus cüzdanı neyse, seçim oranları da odur. Yazarlar, ya da
yazdırırlar.
Ben Türkiye'de sosyalisttten çok insan görmedim. Alevilerin,
aydınların, işçileri çoğu sosyalisttir.
Halkevleri, ODTÜ mezunları, meslek odaları, sendikaların
eski olanları, sosyalisttir.
Türkiye'de, şükürler olsun, Kürt'lerin çoğu sosyalisttir.
Oy, nüfus cüzdanına benzer, yazarlar. Yazılanların düşüncesi
değildir bu.
"Yüzde doksan dokuzumuz müslüman değildir" yazım,
sosyalistlerin istatistikleri için de, geçerlidir.
Bu, işçilerin, yoksulların çoğunluk olup da, sağ partilerin
hep birinci olmasına benzer.
Benim tahminlerime göre, CHP'ye oy verenlerin çoğu
sosyalisttir. BDP'ye oy verenlerin ise, neredeyse yüzde doksanı, sosyalisttir.
Parça parça, yüzde birlerin altına düşenlerler de, açık olaral sosyalisttir.
İddia ediyorum ki, oy vermeyenlerin büyük çoğunluğu da
sosyalist umutsuzlardan oluşuyor.
Bundan 32 yıl öncesine kadar, toplum sola eğilmiş, sosyalizm
ister duruma gelmişti. Mahalleler, iş yerleri, okullar, basın yayın organları,
sosyalizme geçmişti.
Kenan Evren'in faşist darbesi, sosyalistlerin sayısını fizki
olarak azaltmakla kalmadı, az görünmelerini, güçsüz görünmelerini de sağlamaya
çalıştı. Ama sadece çalıştı.
Tuhaf olan şudur: Sosyalist partiler, sosyal demokratlar,
sahip oldukları gücün altında göründüler, gösterildiler.
Ama, nesnel olarak, işçiler, Kürtler, Aleviler, aydınlar,
büyük şehirlerin üniversitilerinde okuyanlar, bu kesimlerin eş ve çocukları,
sosyalizm isteyen kesimler, sınıflardır.
Bu büyük kitlenin, büyük bir oy oranına ulaşan partisi,
ideolojisi, kitlesel hareketi, ortaya çıkamadı.
Normalde, 12 Eylül sonrasında, bir parti etrafında, tüm
sosyalist talep toplanabilir, büyük bir hareket geliştirebiliridi.
Fakat, 12 Eylül öncesi biriken büyük sosyalist kitle,
sosyalist tepkisini gösteremedi.
Herşeyden önce, sosyalist gençler ve aydınlar hapse atıldı,
öldürüldü, ya da sürgüne gittiler.
Korkunç bir propagandayla, 12 Eylül öncesi sosyalist hareket
toplumun gözünde, "anarşist", güvenilmez bir statüye düşürüldü.
Sosyalistler, canlarıyla, başbaşa bırakıldılar. Hapse
girmeyen kaçtı, ya da öldü. Ya da, "karşı tarafa" geçmeye
zorlandı.
Sosyalist olan bile, sosyalistleri desteklemez hale
getirildi.
12 Eylül, faşist terörü devletleştirerek, sosyalistlerin
faşizme karşı birlik ve örgütlü olma halini de gereksiz hale getirdi.
Mahallelerde sosyalist direnişin anlamı kalmadı.
Sendikalar, dernekler kapatıldı, toplu sosyalist örgütlenme,
engellendi.
Anarşist, vatan haini, moskofçu gençlerin, işçilerin, devlet
zoru karşısında yapabileceği, sadece bireysel hayatlarını kurtarmak olabilirdi.
Daha entlellektüel olanlar, dışarıda kalanlar, sivil toplumu
keşfedip, askeri diktayı, devlet geleneğini eleştirmeye başladılar.
Sosyalistler tasfiy edilince, onların sempatizanları da
yalnız kaldılar. Ya CHP türü geleneklere oy verdiler, ya da oy vermediler.
Zayıf bir kısmı da, bizzat, öte tarafa geçmeye başladı.
Kitleleler ise, tam etkisine girmedikleri sosyalizmden
kopup, populizmin, sağ müslüman propagandanın, etkisine girmeye
başladılar.
Bugün, sadece yüzde birlik sosyalist partilelere, BDP gibi
Kürt hareketine bağlı legal partilerlere, artı CHP'ye oy vernlerin önemli kısmı
sosyalist "oy" sahipleri gibi görünüyor. Ayrıca, sosyalistlerin büyük
kısmının oy vermediğini de ekleyelim.
Bu durumda, yukarıdaki sıraya göre,
sosyalist partiler yüzde 2,
BDP yüzde 6,
CHP'nin içinde yüzde 15,
oy vermeyenler yüzde 5 olmak üzere,
toplam, yüzde 28 civarında sosyalist oy oranı olduğunu
söylemek mümkündür.
Benim tahminime göre, seçmenlerin yüzde 28'i,
sosyalisttir.
Yüzde iki fazla ya da eksik olabilir.
Ama, sosyalist partiler bu oranın ancak yüzde ikisini
alabiliyorlar.
Bu orana bir de sosyal demokrat, sol liberal, kesimleri
eklediğinizde, sosyalizmin kazanacağı oy oranı epey yükselecektir.
İddiam şudur ki, Türkiye'de sosylistlerin, sosyalizmi
destekleyecek olanların oranıyla birlikte toplamı, "legal
koşullarda", yüzde 40'ların üzerindedir.
Bu söylediğim istatistiklere aykırı olsaydı, ne bu denli
olağanüstü uygulama , ne de bu kadara imam hatip, türban tartışması,
olurdu.
***
Türkiye'de 12 Eylül öncesi sosyalist kesim, güç, birikim,
yokolmamış, buharlaşmamış, bu güne intikal etmiştir.
Ama, potansiyel düzeyinde.
çok yanlış bir değerlendirme. özellikle chp'ye oy veren sosyalistler kısmında derin bir mantık hatası var.
YanıtlaSilYüzyüze ya da uzaktan, çok fazla CHP'li tanıdım. Hiç biri sosyalizme, sosyalistlere mesafeli değillerdir. Parti üyelerinin önemli kısmı, eski solcu denilen kişilerdir. Bu parti sosyal-demokrat ifadesini sık kullanır: DEmokratlarla, sosyalistlerin birliği anlamındadır. İçinde inşaat müteahhitleri de, esnaf da, köykü de, sendikalı işçi de, gecekondu halkı da, meslek sahipleri de bulunur. Bu parti, aydın ya da kafası açık küçük burjuva kesimin geniş sol ve kısmen zengin sağ kesimlerininin büyük kısmını barındırır. Barındırmasa bile, kenidine çeker. Bir de,12 Eylül'den sonra, eski solcuların siyaset yapabildiği tek yer, HP, SODEP sonra da, SHP, CHP oldu. Dikkat edin, "sosyalist" ve "komünist" partiler, bu yüzden yüzde 1'lerin altında kalırlar.
YanıtlaSil