8.6.12

TÜRKİYE BAŞKA TÜRLÜ KURULABİLİRDİ!


Tarihsel olaylar sık sık benzer şekillerde karşımıza çıkar.

Ama tarihsel süreçler, sadece bir kez gerçekleşir.

"Restorasyon" dönemlerinde, tarihsel olarak geçmişle uzlaşmalar gerçekleşir. Ama yine de geriye gidilmez.

Üretim tarzlarında çözülmeden çok, yeniden güçlenme dönemleri görülür. İkincil feodalleşme örneklerinde olduğu gibi.

Ya da, sosyalist inşaa süreçlerinin, daha da ilerleyemeyip, kapitalist restorasyona uğramasında olduğu gibi.

Eğer restorasyondan bahsetmiyorsak, eski sistem, ilişkiler tekrar ortaya çıkmaz.

***

Küreselleşme dinamikleri milli devletleri içerden ve dışardan çözüyor. Türkiye'de sanki tekrar Birinci Dünya Savaşı dönemine geçmişiz gibi hissediyoruz.

O sırada İmparatorluk parçalanıyor, milli devlete geçiyorduk. Hem içerden, hem de dışardan, imparatorluk parçalandı.

Milli devlet kurulurken Kurtuluş Savaşı verdik ya da tam tersi.

Şimdi de milli devlet, içerden ve dışardan, çözülme baskılarıyla karşı karşıya.

**

O günlerle bu günün ortak noktası sadece, çözülme ve yeni bir sisteme geçme sancılarının yaşanmasıdır. Daha fazla benzetme yapmak isteyen, Hegel'in komik tekrar dediği olayla karşılaşır.

Birinci Savaş sonrası, Anadolu içinde etnik, askeri ve siyasi ittifaklar kuruldu. Türklerle Kürtler birleşti, çeteler toplanıp düzenli ordu oldular. Yanıbaşımızda Rus Devrimi oldu. Avrupa devletleri kendi içlerine döndü. Almanya devrimci sürece girip, Cumhuriyete dönüştü.

Bu konjonktür Mustafa Kemal tarafından en iyi şekilde değerlendirilmiş midir?

Siyasal olarak bağımsız, milli ve laik bir devlet yaratma anlamında, kesinlikle evet.

Fakat, geriye dönüp, başka olanaklar da var mıydı, diye sorabiliriz.

Örneğin, iki Cumhuriyetten oluşan bir federal birlik olabilir miydi?

Ülkeyi işgal eden İngiltere ve Fransa ile kurduğumuz yakın ekonomik, politik, ideolojik yakınlığı, Sovyetler Birliği ile kurabilir miydik?

İkinci Savaş Sonrası Amerika ve Sovyetler arası gelişecek olan Soğuk Savaşı, biz daha 1920'lerde, Sovyetlerle birlikte, Avrupa'ya karşı ilan edebilir miydik?

Biz, bize kurtuluş savaşında yardım eden, İşçilerle Köylülerin kurduğu, yanı başımızda bulunan dost bir ülkeyi elimizin tersiyle itip, Türkiye'yi işgal edenlerle dost olduk.

Üstelik, konjonktür de uygundu. Halkta geleneksel Rus düşmanlığı silinmişti. Ruslar, bizim Millicileri destekliyordu. Lenin tüm gizli emperyalist paylaşım belgelerini açıklamıştı. Türkiye'li sosyalistleri de, milli güçleri desteklemeye çağırmıştı.

Ama yeni kurulmakta olan milli devletimiz, Rus-Sovyet işçi sınıfından korkmuştur.

Aynı korkuyu, İkinci Dünya Savaşı sonrasında da yaşayacak, Soğuk Savaşın karşı tarafına geçmek için eline geleni yapacaktır.

***

Şimdi bu korkular var mı? Ruslar artık işçi devletine sahip değil. Çin ise, bize uzakta, piyasa sosyalizmi uygulamaktadır. Amerika ile Avrupa güçten düşmektedir.

**

Mustafa Kemal olsaydı, bu konjonktürde ne yapabilirdi acaba?

**

Konjonktür ve şartlar, Avrasya Federal Cumhuriyetler Birliği için bize göz kırpmaktadır.











Hiç yorum yok:

Yorum Gönder