6.6.12

MUHAFAZAKAR SANAT OLUR MU?


Muhafazakar sanat isteyen "muhafazakar" bir yazara karşı "olmaz!", diyenleri okudum.

Herşeyin muhafazakarı olacağı gibi, sanatın da olur. Muhafazakar politika, muhafazakar aile, muhafazakar cinsellik, muhafazakar...

Kastedilen, modern Avrupa estetik biçimleri kullanarak, muhafazakar hayatı işlemekse, eklektik bir durum ortaya çıkar. Mesela, Tolstoy gibi roman yazmak isteyeceksiniz. Ama, Anna Karrarina yerine, muhafazakar, ama mutsuz bir kadının, umutsuz aşkını anlatacaksınız. Olur mu, olur!

Ama, roman bireyin serüvenini anlatmaz mı? Muhafazakar sanat "bireyini" nereden bulacak? Muhafazakarlıkta, aile, cemaat, devlet, gelenek, din vardır. Birey değil!

Muhafazakar roman, bir Anna Kararina yarattı diyelim. Tolstoy'un yaptığı gibi, aile ve gelenekleri eleştirebilecek mi?

Muhafazakar sanat, tiyatro yaptı diyelim. Kuklalarla, Hacivat Karagöz mü oynatacak, Şekspir tarzı bir piyeste.

Olur mu, olur.

Baki ve Fuzuli'nin divan edebiyatını yenilemek istiyor diyelim. Ne yapacak, Lorca gibi düşünüp, Baki gibi mi yazacak. Sentez yapabilir, ama, sentez yapmak pek de muhafazakar bir süreç değildir.

Olur, olmasına da, bunların hepsi, yine yaratıcı, ilerici, sentezci, sanat içinde olur. Eskiyle yeniyi birleştirmek, zaten, muhafazakar olmayan sanatın ilgi alanındadır. Yaratıcların çoğu, böyle büyük sentez yapanlardır.

Yahya Kemal eskiyi yeni biçimlerle, konularla, ele aldı. Nazım Hikmet, bir taraftan Pir Sultan'a, Tevfik Fikret'e, bir taraftan da Mayakovski'ye benzer. Eskiyle yeninin sentezi, çok da muhafazakar değildir.

Eski olan, bir malzeme, bir esin kaynağıdır. Aynı zamanda sanat eğitiminin bir bölümünü oluşturur. Eski, kütüphane gibi, isteyen başvurur.

Zamanın katı, tutucu düşüncelerine sahip büyük yaratıcalar var. Dante, katolik olarak, hümanizmanın kurucularındandır. Aynısı, Thomas Moore için de söylenebilir. Ama katolik olup, humanist akıma dahildirler. İkili bir hayat yani.

Muhafazakar sanat ifadesinin en büyük kusuru, sanatçının "yaratmak", "devrim" yapmak isteyen bir zihne, psikolojiye sahip olduğu gerçeğini reddetmesi, ya da bilmemesidir.

Muhafazakarlığa en ters iki kavram: Yaratıcılık ve devrim.

Muhafazakarlık, zaten, "devrimci" gelişimi", "düşünceyi" reddettiği için, ayrı bir düşünce tarzı, davranış biçimi olabilmiştir. Tanımı böyle yapılır.

Bir muhafazakar, yaratıcılığın, sadece "Tanrı"ya ait bir özellik olduğunu iddia eder.

İşte bu yüzden, muhafazakar sanat, kuklalara, Hacivat'la Karagöze, Şekspir, Brecht oynatmaya benzer ancak.

Muhafazakar sanat olur mu, olur elbet.

Ama, ona zanaat denebilir ancak.





1 yorum:

  1. Değerli Hocam
    Sanat ve veya bilim üretmek herşeyden önce hareket gerektiriyor, öyle bir hareket ki niceliği bir vektörün büyüklüğüne, niteliği de vektörün yönüne benzetilebilir. Muhafazakarlık özü gereği birkaç tarihsel dönem dışında düşük enerjilidir ve yönü de her zaman eskiyi gösterir. Enerjisi yıkıcı-yapıcı değildir, çok çok belirlenen parçalara odaklanan reformist bir nitelik gösterir, içten çok dışı hedef alır ve birkaç metafizik dogmaya saplanıp kaldığı için hantallaştırır. Muhafazakar ister sağ biçimi ister "sol" biçimi olsun "zombi"dir aslında yaşıyormuş gibi yapan ölüdür... Ne sanatı ne bilimi ?
    Saygılarımla...
    H. Gürkan Abalı

    YanıtlaSil